<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tetra İletişim</title>
	<atom:link href="http://tetrailetisim.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tetrailetisim.com</link>
	<description>SİZE ÖZEL İÇERİK</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 23:11:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 22:05:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[1789]]></category>
		<category><![CDATA[AIDS]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[Andy Warhol]]></category>
		<category><![CDATA[balina]]></category>
		<category><![CDATA[Beat]]></category>
		<category><![CDATA[Beat kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Born in the USA]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Springsteen]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtım ağı]]></category>
		<category><![CDATA[David Jacobs]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Gauguin]]></category>
		<category><![CDATA[General Electric]]></category>
		<category><![CDATA[I. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Kerouac]]></category>
		<category><![CDATA[Jean]]></category>
		<category><![CDATA[Jean-Louis Lebris de Kerouac]]></category>
		<category><![CDATA[Kömür ve Levi’s!]]></category>
		<category><![CDATA[kot]]></category>
		<category><![CDATA[kot pantolon]]></category>
		<category><![CDATA[Levi Strauss]]></category>
		<category><![CDATA[Levi’s]]></category>
		<category><![CDATA[Levi’s 501]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[marka ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Mick Jagger]]></category>
		<category><![CDATA[Müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[Müşteri tatmini]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[pantolon]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Gauguin]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Rooling Stones]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayi Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[sponsorluk]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<category><![CDATA[Stalin]]></category>
		<category><![CDATA[Sticky Fingers]]></category>
		<category><![CDATA[t-MBA]]></category>
		<category><![CDATA[Time]]></category>
		<category><![CDATA[Time dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Varşova Paktı]]></category>
		<category><![CDATA[Zihin açıcı hikâyeler IV: Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[Zip Fly Levi's]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7161</guid>
		<description><![CDATA[“Bir süredir sularımızda üç balina gemisi dolaşıyor, jandarmalar da tetikte. Neden bu heyecan, bu kızgınlığın sebebi ne? ‘Balina avcıları!&#8230; Balina avcıları!’ Peki, ama nedir bu kahrolası sözün anlamı? Balina avcıları uğursuzluk mu getirirler? Yoksa gittikleri yerlere kolera ya da balinalarda bulaşıcı olan insanlarda da salgın yaratacak başka bir hastalık mı taşırlar? Bütün bildiğim jandarmaların bana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Bir süredir sularımızda üç balina gemisi dolaşıyor, jandarmalar da tetikte. Neden bu heyecan, bu kızgınlığın sebebi ne? ‘Balina avcıları!&#8230;</em></p>
<p><em>Balina avcıları!’ Peki, ama nedir bu kahrolası sözün anlamı? Balina avcıları uğursuzluk mu getirirler? Yoksa gittikleri yerlere kolera ya da balinalarda bulaşıcı olan insanlarda da salgın yaratacak başka bir hastalık mı taşırlar? Bütün bildiğim jandarmaların bana söylediklerinden ibaret: ‘Mösyö, balina avcıları baş belasıdır.’</em></p>
<p><em>Aralarından biri ‘Hadi gidip bir bakalım!’ diyor. Bir başkası ‘Bakalım neler göreceğiz.’ Sonra birbirlerine hikâyeler anlatmaya başlıyorlar. Ben de size bir hikâye anlatacağım, ama doğru bir hikâye.</em></p>
<p><em>Evet, balina avcılarının yanlarında para taşımaması âdettendir. Denizde paranın yenmeyeceğini ve karada da adi metalleri hor gören filozoflar bulunduğunu bildiklerinden herhalde. ‹şte bu tür yanlış fikirlerle Markiz Adaları’na geliyorlar, özellikle de Taoata’ya. Hesapta su depolarını doldurup ucuz mal ile ince pazen karşılığında muz, et ve öbür ihtiyaçlarını alacaklar. Ne fikir ama! Karaya gümrüğü ödenmemiş mal çıkarmak!</em></p>
<p><em>Sevdikleri şeylere karşılık toprağın ihtiyaç duymadıkları ürünlerini takas etmekten memnun olan yerliler, onlara gerçekten yarar mı zarar mı getireceğimizi anlayamıyorlar. Fakat ayaktakımından üç dört kişi var ki onlar buna ‘vatanseverliğe aykırı bir rekabet’ deyip kıyameti koparıyor.</em></p>
<p><em>Sonuçta jandarmalar her gece dört bir yana koşturup nefes nefese kalırlarken, gemiler mallarını indirdi. Ardından da ihtiyaçlarını alıp yola koyuldular. Taoata adası da birkaç Avrupa malıyla biraz daha zenginleşti. Zarar bunun neresinde, neden bu gürültü? İnsanlar ‘insanlığın’ ne demek olduğunu ne zaman anlayacak?”</em></p>
<p>Uygarlıktan elini eteğini çekip Güney Pasifik adalarında kendini ve sanatını arındırırken <strong>Paul Gauguin</strong>, oradaki yaşamı da büyük bir titizlikle gözlemlemiş ve tuttuğu günlükler aracılığıyla bize aktarmıştı. Onun yukarıdaki satırları, takas yöntemiyle de olsa ilkel anlamda bir pazarlama örneği sunuyor. Balina avcılarının gereksinmelerini karşılamak için Taoata’ya çıkıp, getirdikleri mallar ile adanın mallarını değiştirmek istemelerine jandarmaların engel olmaya çalışması; ister istemez insana günümüzde, bazı apartmanların giriş kapılarında bulunan “Pazarlamacıların girmesi yasaktır!” uyarı yazılarını anımsatıveriyor!</p>
<p>Elbette, biz burada ilkel dönemlerini geride bırakmış, günümüz dünyasında geçerli olan “pazarlama”dan söz edeceğiz. Pazarlamanın bir bilim dalı olup olmadığı konusunda farklı görüşler var. Bunlar içinde en ilginç olanı, pazarlamayı düşünce ve taktiksel anlamda bir bilim; uygulamada ise sanat olarak gören anlayış. Bu anlayışa göre; “Bu evrensel bilimin uygulayıcıları, satışçılar çok kaygan ve değişken bir piyasada (buz pistinde) dans etmektedirler.”</p>
<p><strong>PAZARLAMA NEDİR?</strong></p>
<p>Pazarlamanın genel bir tanımını yapmak gerekirse; kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayabilecek değişimleri gerçekleştirmek üzere malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama süreci, olduğunu söyleyebiliriz. Malların üretim yerlerinden satış yerlerine hareketini sağlayan faaliyetler pazarlama içinde düşünülür. Üretim ve pazarlama faaliyetlerini birlikte yürüten bir işletmede bu faaliyetlerşöyle sıralanır: Belirli mallar için potansiyel pazarı belirlemek. İşletmenin üretim kapasitesinin verimli biçimde kullanılmasını sağlayacak talebi yaratmak. Elverişli bir dağıtım ağı kurmak.</p>
<p>Pazarlama, sosyal faaliyetler bütünü olup, insan gereksinmelerinin ve isteklerinin değişim yoluyla doyurulmasına yöneliktir. Bunu biraz daha açmak gerekirse, pazarlama; toplumun ve bireyin sosyo-psikolojik yapılarını ilgili bilim dallarından yararlanarak inceler ve onların gerçek tutum ve davranışlarını öğrenmeye çalışır. Mal ve hizmetlerin tüketicilere ulaştırılmasında kullanılan yöntemlerden de yararlanarak tüketicilerin istek ve gereksinmelerine uygun pazarlama uygulamalarının bulunmasını sağlar. Yerel, bölgesel ve ulusal pazarların birbirine bağlanmasında rol oynayan faktörler de pazarlamanın ilgi alanına girer. Pazarlama kavramının temelini değişim süreci oluşturur.</p>
<p><strong>Çeşitli pazarlama tanımlamalarında şu ortak konulara yer verilir:</strong></p>
<p>* Müşteri tatmini,</p>
<p>* Takas,</p>
<p>* Rakiplere üstünlük sağlama,</p>
<p>* Elverişli pazar fırsatlarını belirleme,</p>
<p>* Kurumun pazardaki konumunu iyileştirmek için kaynakları rasyonel kullanma,</p>
<p>* Öncelikli hedef pazardaki payı artırmaktır.</p>
<p>Her işletmenin yönetim anlayışında pazarlama ögesi yer almalıdır. Bu anlayış, üretimden önce tüketicilerin gereksinimlerinin ve beklentilerinin öğrenilmesine önem verir. Önem verilmesi gereken bir başka konuda pazarlama kavramının benimsenmesidir. Burada iki aşamadan söz edilebilir: Birincisi iyi bir bilgi sistemi kurmak; ikincisi ise uygun bir örgüt yaratmaktır. İyi bir bilgi sistemi kurmaktan amaç; pazarın gerçek gereksinim ve beklentilerini saptamak ve buna göre bir yol haritası belirlemektir. Uygun bir örgüt oluştururken ise pazarlama kavramının tüm işletme çalışanlarına benimsetilmesi sağlanır ve işletmenin eylemlerinin koordineli olarak hayata geçirilmesi için çaba harcanır.</p>
<p><strong>PAZARLAMANIN TARİHÇESİ</strong></p>
<p>İnsan ayağa kalkmayı başardığı andan itibaren kendi gereksinmelerini hep kendisi karşıladı. Sosyal bir varlık olarak kendi bilincinin farkına varmasının ardından birlikte olduklarıyla yardımlaşma ve dayanışma içinde yaşamını sürdürdü. Ürünün bir başka ürünle değiştirilerek gereksinmelerin karşılanması da bu sosyal yaşamın içinde doğup gelişti. Ancak zamanla üretim araçlarını mülkiyetine alanlarla onlardan yoksun kalanlar arasında bir egemenlik farkı ortaya çıktı. ‹nsan toplumu, yönetenler ve yönetilenler olmak üzere kabaca ikiye ayrıldı. Ortak yaratılan değerleri ele geçiren egemenler, ötekileri karın tokluğuna çalı-şan köleler haline getirdiler. Bu dönemin ilerleyen aşamalarında gelişen ticari ilişkilerin yarattığı burjuvalar giderek zenginleşti ve yönetimden pay almak için köylüleri de yanına alarak iktidar mücadelesi başlattı. Ve Fransa’da 1789’da gerçekleştirilen halk ayaklanması sonucu burjuva demokratik devrimleri tüm Avrupa’ya yayıldı. ‹şte aynı tarihlerde artık olgunlaşmaya başlamış olan Sanayi Devrimi’nin yarattığı üretimdeki kitleselleşme, bir yandan işçi sınıfını tarihin sahnesine çıkarırken diğer taraftan da pazarlama faaliyetlerini derinden etkilemiş oldu. Ama çağdaş pazarlamanın gelişimi için I. Dünya Savaşı’nın yaşanması; bilimsel yaklaşımların süzgecinden geçmesi için de II. Dünya Savaşı sonrası beklenecekti.</p>
<p>1940’ların ikinci yarısı ile 1960’ların ilk yarısı arasında pek çok yazar, pazarlamanın bir bilim olup olmadığı konusunu tartıştılar. Ancak sonraki yıllarda bu tartışmalar yerini pazarlamanın konusu ve kapsamının belirlenmesi çalışmalarına bırakabildi. 1950’lerin başında General Electric ve diğer Amerikan şirketleri tarafından benimsenen pazarlama yönetimi kavramı, işletme felsefesinin önemli unsurlarından birisi haline gelmişti. Burada tüketici yani müşteri, tüm işletme faaliyetlerinin merkez noktası olarak benimsenmekte, müşteri gereksinim ve isteklerine ilişkin elde edilen bilgi tüm önemli işletme kararları için başlangıç noktasını oluşturmaktaydı.</p>
<p>Şimdi, “pazarlama” konulu bölümün içinde inceleyeceğimiz tüm süreçleri konu alan ilginç bir örnekle tarihsel gelişime bakmanın tam zamanı:</p>
<p><em>“Moda, toplumda genelde yukarıdan aşağıya doğru yayılan bir olgu. Yani yeni olanı önce ‘trendsetter’ olarak tabir edebileceğimiz kişilerin üzerinde görüyoruz. Onlardan ilham alıyoruz. Hatta bazen onları aynen taklit ediyoruz.</em></p>
<p><em>Siz modayı takip ederken, örneğin gardırobunuzu yenilemeye karar verdiğinizde, bir dönem maden işçilerinin çalışırken giydiği kıyafetleri listenize ekler misiniz?</em></p>
<p><em>Bu sorunun yanıtı “Hem de bayıla bayıla” olmalı. Çünkü buna hayır cevabını veren kişilerin derhal bütün kot pantolonlarını dolabından çıkarması gerek!</em></p>
<p><em>24 yaşında bir Alman göçmeni olan Levi Strauss yanındaki az sayıda tekstil ürünüyle madenci Straussub’a satış yapmaya geldiğinde; ondan ‘‹şçilerim için dayanıklı pantolonlar getirmeliydin’ yanıtını alır.</em></p>
<p><em>1873’de Levi Strauss ve Nevadalı terzi David Jacobs pantolonlara dayanıklılık kazandırmak için kumaşa perçin eklemeyi akıl ederler. Pantolonların gerilme noktalarındaki yükü azaltmak için de özel bir zımbalama tekniği geliştirirler. Böylece, buluşlarının patentini aldıkları tarih olan 10 Mayıs 1873’de kot pantolon dünyaya gelmiş olur. Bu hem bir moda ikonunun, hem de kotu yaratan efsane marka Levi’s’ın doğuşudur.</em></p>
<p><em>Levi’s’ın bu tarihten sonraki baş döndürücü gelişimine, markanın yönetim, pazarlama ve iletişim vizyonunu da ortaya koyarak göz gezdirelim:</em></p>
<p><em>* Benzersiz bir icadın sahibi olan Levi’s, başlangıçta ciddi zorluklarla karşılaşır. Fakat marka içine düştüğü her krizi başarıyla yönetmeyibilir.</em></p>
<p><em>* 1929’da yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle şirket, imajını temsil edecek bir ikon arayışına girer. Hâlâ işçi kıyafeti olarak görülen kot pantolonun imajını güçlendirmek ve tüketiciyle olan duygusal bağını ar tırmak için ‘kovboy’ figürü, marka sembolü olarak seçilir. Reklamlarda tulum sözcüğü yerine ‘Jean’ kelimesi kullanılır. Kovboy ve kot ikilisi zamanla ayrılmaz bir bütüne dönüşür.</em></p>
<p><em>* Levi’s, bir sonraki büyük başarısını, 1939’da Amerikan ordusunu giydirerek elde eder. Askerler deniz aşırı seyahat ettikçe, Levi’s kot pantolonu, ceketi ve gömleği, farklı ülkelere yayılır.</em></p>
<p><em>* 1949’a gelindiğinde kot pantolon kendi felsefesini yaratır. İş kıyafeti olmaktan uzaklaşarak genç ve asi kitlenin tercihi olma yönünde değişim gösterir. Başta Jack Kerouac (Jean-Louis Lebris de Kerouac ’12Mart 1922- 21 Ekim 1969’ Amerikalı ozan ve Beat kuşağının öncülerinden) olmak üzere tüm ‘Beat’ kuşağı, kot’a, güneş gözlüklerine ve siyah balıkçı yakalara sahip çıkar; onları konformizm (yürürlükteki uygulamayı olduğu gibi kabul etmek) karşıtı değer yargılarını yansıtan bir çeşit üniformaya dönüştürür.</em></p>
<p><em>* 1964’te ‘Levi Strauss Uluslararası’ ve ‘Levi Strauss Uzakdoğu’ kurulur. Şirket Avrupa ve Asya&#8217;ya doğru genişlemeye başlar.</em></p>
<p><em>* 1965’te Levi’s bir ilki daha gerçekleştirerek giyim sektörünün ilk TV reklamını yayınlar.</em></p>
<p><em>* Marka, genç nesile ve asi ruha hitap eden imajına uygun olarak müzikle iç içe bir anlayış sergiler. *1970’te Rooling Stones&#8217;un Andy Warhol tarafından tasarlanan ‘Sticky Fingers’ albüm kapağında Mick Jagger ‘Zip Fly Levi&#8217;s’ kot pantolonuyla boy gösterir. Albümün ilk baskılarında gerçek fermuar kullanılır.</em></p>
<p><em>* 1983’te Bruce Springsteen ‘Born in the USA’ albümünün kapağında Levi’s 501 ile poz verir. Böylece efsane modelin temeli atılır.</em></p>
<p><em>* 1984’te Avrupa genelinde yayınlanan çamaşırhane reklamı Levi&#8217;s 501 modelinin satışlarını bir gecede yüzde 500 artırır.</em></p>
<p><em>* Levi’s ve müzik ayrılmaz bir ikilidir. Marka pek çok ünlü müzisyene destek verir, onlarca organizasyona sponsor olur.</em></p>
<p><em>* Diğer yandan Levi’s, tüketicilerini de oyuna dahil ettiği etkinlikler düzenler. 1973’te büyük ilgi gören ‘Denim Sanat Yarışması’nda katılımcılar kendi kotlarını tasarlar. Levi’s yaratıcı fikirlerle, marka ruhunu canlı tutmayı sürdürür.</em></p>
<p><em>* Marka sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle duyarlı şirket imajını kuvvetlendirir. 1982’de Levi&#8217;s merkez karargâhında AIDS destek grupları oluşturulur. Bu projeyi pek çok yeni kampanya takip eder.</em></p>
<p><em>* Levi’s geniş kapsamlı sponsorluklarda yer almaktan kaçınmaz. Marka 1983’te Amerika Olimpiyat Takımı’nın resmi sponsoru olur.</em></p>
<p><em>* Time dergisi 1999 yılında, Levi’s 501’i 20. yüzyılın kıyafeti olarak açıklar.</em></p>
<p><em>Levi’s bir maden ocağında başlayan serüvenini, popülerliğini hiç kaybetmeden sürdürüyor. Şirket böylece yüzyıllara meydan okuyan bir marka yaratmak için yaşamın  içinden ilham almanın en güzel örneğini veriyor.</em></p>
<p><em>Levi’s hikâyesi, yüz yılı aşkın bir buluş ile doğmuş olsa da, keşfedilecek yeni bir şey kalmadı diye düşünenlere sessizce cevap veriyor: Yaşamda doğru yere baktığınız sürece, her zaman keşfedilecek yeni bir şey vardır!”</em></p>
<p>“Zihin açıcı hikâyeler IV: Elmas, Altın, Kömür ve Levi’s!” (kurumsalhaberler.com/ajans provokator)</p>
<p><strong>I. Dünya Savaşı:</strong> 1914- 1918 yılları arasında yaşanan savaş Avrupa’da başladıysa da kısa süre içinde irili ufaklı yirmi beş devletin katılımıyla savaşan devletler iki safta toplanmışlardı. Bir tarafta ittifak devletleri adı verilen ve Almanya’nın başını çektiği Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti yer alırken; karşı tarafta İngiltere, Fransa, Rusya vardı. ABD ve Japonya’da bölgesel anlamda sonraları bu savaşa dahil oldular.</p>
<p>I. Dünya Savaşı’nı ortaya çıkaran nedenler aslında 1789 yılında gerçekleşen Fransız İhtilali’nden itibaren birikmekteydi. ‹htilal, o tarihte egemen devlet yapılanması olan (çok uluslu) imparatorlukların parçalanmasına yol açacak ulusçuluk hareketlerini tetiklemişti. Önce ideolojik olarak yaygınlaşan bu eğilim 20. yüzyıl başlarına gelindiğinde artık eylemliliğe dönüşmeye başlamıştı.</p>
<p>Savaş koşullarını hazırlayan bir başka gelişme de sanayileşme oldu. Bu yolla giderek güçlenen Avrupa devletleri kendilerine gerekli hammaddeleri ucuz yollardan elde etmek ve sanayi ürünlerine daha geniş alanlara pazarlayabilmek için özellikle Asya ve Afrika’daki sömürgecilik faaliyetlerini artırdılar. Bu süreç bu devletleri giderek kaçınılmaz hale gelen bir çıkar çatışması içine sokmuş oldu. Bunun sonunda devletlerarası kamplaşmalar ortaya çıkmaya başlamıştı. Sanayileşmenin verdiği olanaklardan yararlanan büyük devletler hızla silahlanmaya başladılar. Elbette bu silahların bir şekilde kullanılıp tüketilmesi, silah sanayisi için mutlak bir gereklilikti.</p>
<p>Dört yıl süren savaş sonunda, yenen ve yenilen devletler farklı şekillerde de olsa varlıklarını sürdürdüler ancak sınırlarında büyük değişiklikler (Alman, Avusturya- Macaristan ve Rusya imparatorlukları savaş sonunda, Osmanlı İmparatorluğu da daha sonra yıkıldılar) gerçekleşti, yeni devletler (SSCB, Polonya, Çekoslovakya, Litvanya, Yugoslavya; daha sonra Türkiye, Irak, Suriye, Lübnan vb) ortaya çıktı.İngiltere, yükselmekte olan Alman (!) tehlikesine karşı kendi egemenlik sınırla- rını büyük ölçüde korudu. Uzaklardan savaşa katılan Amerika ve Japonya daha da güçlendi. Ve 30 milyondan fazla insan yaşamını yitirdi, milyonlarcası savaşın acısını yıllarca yaşamak zorunda kaldı.</p>
<p><strong>II. Dünya Savaşı:</strong> 1939- 1945 yılları arasında Avrupa’da başlayıp, kısa sürede dünyayı yangın yerine çeviren büyük savaşın nedenlerinden biri, Amerika’da baş gösteren 1929 yılı krizinin hızla İngiltere üzerinden Avrupa’ya yayılması ortaya çıkan genel ekonomik krizdi. I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Almanya’nın bir tür rövanş anlayışıyla kendini hazırlamış olması da önemli etkenlerden biri oldu. Ama bu durumun daha pervasızca açığa vurulması, genel krizin yarattığı sorunları aşmaya yönelik faşizm ideolojisinin kendisine geniş işsiz kitleler ararsında yarattığı taraftar toplulukları sayesinde oldu. Ancak tüm bu nedenler kapitalist sistemin kendini yenileyemediği, kendi sorunlarının üstesinden barışçı yöntemlerle gelemediği genel bunalım halini ancak bir savaşla aşabileceği gerçeğine dayanılırsa anlamlı olur.</p>
<p>Savaş için ilk somut adım Hitler Almanya’sının Polonya’ya saldırmasıyla atılmış oldu. İngiltere ve Fransa bu gelişme karşısında birlikte davranma kararı aldılar. Ancak bir süre sonra Almanya, Fransa’yı da işgal edecekti. Almanya’nın Avrupa’daki yayılmacılığı ancak uzaklardan Amerika’nın İngiltere ve Fransa yanında savaşa girmesiyle mümkün olacaktı. Nazilerin yönettiği Almanya ise Avrupa’da faşist Mussolini’nin İtalya’sı, Franco’nun faşist yönetiminde İspanya ve Asya’dan faşizan Japonya’yı yanında buldu. Sonraları Stalin yönetimindeki Rusya’da (Almanya’nın kendisine saldırması üzerine) İngiltere ve Fransa’nın yanında Almanya- İtalya kampına karşı savaşa katıldı.</p>
<p>Savaş; Amerika’nın Japonya’yı atom bombası ile pes ettirmesi ve yine Amerika’nın (müttefiklerinin yardımı ile) başarılı Normandia çıkarması ile Avrupa’ya ayak basıp Berlin üzerine yürümesi, Rusya’nın da aynı şekilde doğudan gerçekleştirdiği askeri harekâtla Berlin’e ulaşması sonucu Almanya’nın dize getirilmesi sayesinde sona erdi.</p>
<p>Savaştan ABD, İngiltere ve SSCB kazançlı çıktı.</p>
<p>ABD, bu sayede özellikle savaştan zarar gören ülkelerin ekonomik kalkınmalarına yaptığı yardımlar nedeniyle dünya ölçüsünde kendine bir egemenlik alanı yarattı. SSCB dışındaki ülkelerin “abisi” rolünü üstlendi.</p>
<p>İngiltere, tarihsel rakibi Almanya’nın etkisiz hale getirilmesi ve savaş sırasında işgal yaşamaması nedeniyle batı Avrupa’nın en güçlü ülkesi konumunu yeniden elde etti. Ama dünya çapındaki egemenliğini ABD’ye kaptırmış oldu.</p>
<p>SSCB, Almanya’nın yenilgisini sağlayarak, Avrupa’da kendi yandaşı devletlerden oluşan Doğu Avrupa Bloku’nu yarattı ve nüfuz alanını Avrupa’nın ortasına dek yaygınlaştırdı. Onun bu yükselişi, sosyalist ya da komünist ideolojiye de önemli ölçüde prestij sağladı.</p>
<p>II. Dünya Savaşı sırasında kullanılan atom bombası, nükleer silahların caydırıcı etkisini gündeme getirdi. Büyük devletlerin kısa süre içinde bu türden nükleer silahlara sahip olması artık sıcak savaşların ortaya çıkması önünde önemli bir engel oldu. Yeni dönem, “soğuk savaş” diye adlandırılan, rakip ülkelerin savaş dışında her türlü mücadeleyi hayata geçirecekleri bir süreç şeklinde yaşanmaya başladı.</p>
<p>Türkiye, savaşa katılmayarak yaşanan süreci en az zararla kapatmış oldu ve savaştan sonra ABD’nin başını çektiği Batı kampındaki yerini sürdürdü.</p>
<p>Mısır, Hindistan, Pakistan, Tunus, Fas, Cezayir, Libya gibi ülkeler bağımsızlıklarına kavuştu.</p>
<p>Savaşta 70 milyondan fazla insan öldü.</p>
<p>Birleşmiş Milletler ile ABD ve batı Avrupa ülkelerinin katılımıyla askeri savunma örgütü NATO; bunun karşısında da SSCB ve doğu Avrupa ülkelerinin askeri savunma örgütü Varşova Paktı kuruldu.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/photo-8/' title='photo'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/photo7-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="photo" title="photo" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/2-23/' title='2'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/215-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="2" title="2" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/3-14/' title='3'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/315-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="3" title="3" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/4-9/' title='4'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/49-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="4" title="4" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/5-8/' title='5'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/56-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="5" title="5" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/6-4/' title='6'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/65-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="6" title="6" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/7-4/' title='7'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/75-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="7" title="7" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/8-3/' title='8'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/84-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="8" title="8" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/9-3/' title='9'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/92-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="9" title="9" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/10-2/' title='10'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/102-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="10" title="10" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/11-3/' title='11'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/118-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="11" title="11" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/fransizdevrimi/' title='fransizdevrimi'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/fransizdevrimi-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="fransizdevrimi" title="fransizdevrimi" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/pazarlama/' title='pazarlama'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/pazarlama-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="pazarlama" title="pazarlama" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/levistrauss/' title='levistrauss'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/levistrauss-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="levistrauss" title="levistrauss" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/levi-strauss-overalls/' title='Levi Strauss Overalls'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/levis-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Levi Strauss Overalls" title="Levi Strauss Overalls" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/gauguin1/' title='gauguin1'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/gauguin1-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="gauguin1" title="gauguin1" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/bluejean/' title='bluejean'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/bluejean-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="bluejean" title="bluejean" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/jean/' title='jean'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/jean-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="jean" title="jean" /></a>

<p><em><strong><em><strong>Doğa Koleji&#8217;nde uygulanan t-MBA Modeli, öğrencileri geleceğe hazırlıyor. Tetra İletişim, bu model için müfredat kitapları hazırladı. Burada yer verdiğimiz &#8220;Pazarlama&#8221; adlı konu, &#8220;Değişim Mühendisliği ve Pazarlama&#8221; (ISBN: 978-605-4101-23-8) adlı kitabın 42. sayfasında yer alıyor. Ersin Toker tarafından kaleme alınan kitabın tasarım ve grafik uygulamasını Didem İncesağır yaptı. Kitaptaki çizimler Ender Özkahraman ve Behzat Taş&#8217;a ait.</strong></em></strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/" title="Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu">Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/" title="Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın">Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/" title="Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin">Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/" title="Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin">Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/" title="Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey">Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/" title="Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici">Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/tasarimin-ruhu-insan-ve-doga/" title="Tasarımın ruhu: İnsan ve Doğa">Tasarımın ruhu: İnsan ve Doğa</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 21:13:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Dondurmam Gaymak]]></category>
		<category><![CDATA[DUYURMA]]></category>
		<category><![CDATA[Halkla İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla]]></category>
		<category><![CDATA[Propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[t-MBA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7144</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;HALKLA İLİŞİKİLER&#8221; ve &#8220;PROPAGANDA&#8221; AYRI KAVRAMLARDIR Hİ faaliyetleri bazen de propaganda ile karıştırılır ve hatta propaganda olmakla suçlanır. Oysa bir öğretinin düzenli ve sistematik olarak yayılması, bir fikrin ya da davanın duyurulması, anlamına gelen propaganda da Hİ alanında yararlanılabilecek araçlardan biridir. Propaganda inandırma amacı güden faaliyetleri ifade eder ve bazen sanıldığı gibi kötülenmesi gereken bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;HALKLA İLİŞİKİLER&#8221; ve &#8220;PROPAGANDA&#8221; AYRI KAVRAMLARDIR</strong></p>
<p>Hİ faaliyetleri bazen de propaganda ile karıştırılır ve hatta propaganda olmakla suçlanır. Oysa bir öğretinin düzenli ve sistematik olarak yayılması, bir fikrin ya da davanın duyurulması, anlamına gelen propaganda da Hİ alanında yararlanılabilecek araçlardan biridir. Propaganda inandırma amacı güden faaliyetleri ifade eder ve bazen sanıldığı gibi kötülenmesi gereken bir uğraşı değildir. Propaganda, telkin edilmek istenen fikrin niteliğine göre topluma yararlı da, zararlı da olabilir.</p>
<p><strong>HALKLA İLİŞKİLER İLE “DUYURMA” KAVRAMLARI FARKLIDIR</strong></p>
<p>Halkla ilişkilerin karıştırıldığı bir başka kavram da “duyurma”dır. Bilgi yayma, bir örgüt ya da kişi hakkında sistematik bilgi dağıtımı; başkalarına bilgi vermek isteyen bir kimsenin bazı konuları kendi açısından açıklaması, anlamına gelen duyurma, iki yönlü bir faaliyet olan Hİ&#8217;in halka seslenme yönü ile ilgilidir. Uygulamada, HÍ çalışmalarında duyurma önemli bir yer tutar ve dinleme yönüne gereken önem verilmez. Oysa iyi bir Hİ programında söyleme ve dinleme, bilgi verme ve bilgi alma aşamaları arasında kabul edilebilir bir denge aranır. Aslında yukarıda sözü edilen kavramların her üçünü de Hİ&#8217;den ayıran en dikkate değer özellik, daha çok tek yönlü oluşlarıdır.</p>
<p><strong>HALKLA İLİŞİKİLER ve İNSAN İLİŞKİLERİ</strong></p>
<p>Hİ konusunda açıklığa kavuşturulması gereken noktalardan biri de bu alanın “insan ilişkileri” adı verilen alanla olan ilgi ve bağlantısıdır. Gerçekten de, bazen halkla ilişkilerin insan ilişkileri olduğu ya da örgüt içi ilişkileri de kapsamı içine aldığı yolunda görüşler öne sürüldüğü görülür. Tek başına kullanıldığı zaman insan ilişkileri, uluslararası ilişkilerden herhangi iki insan arasındaki ilişkilere -hatta kişinin kendi benliği (ego&#8217;su) ile olan ilişkilerine- kadar, taraşarını insanların oluşturduğu her türlü ilişkiyi kapsayan bir deyimdir. İnsanlardan oluşan örgütlerin, yine insanlardan meydana gelen halkla olan ilişkilerini düzenleyen Hİ&#8217;in, bu anlamda insan ilişkileri alanına girdiği kuşku götürmez. Ancak bunun böyle olmasının pratik bakımdan herhangi bir anlam ve önem taşımadığı da meydandadır.</p>
<p><strong>HALKLA İLİŞİKİLERİN AHLAKİ YÖNÜ</strong></p>
<p>Üzerinde durulması gereken bir başka nokta da, Hİ&#8217;in ahlaki yönü ile il-gilidir. Birleşik Amerika&#8217;daki uygulama yüksek bir ahlak standardından genellikle yoksun kalmış, bu alanda yapılan çalışmalardan bazılarının bir göz boyamadan ibaret olduğu inancı yaygınlaşmış, bu da birçok kimsenin Hİ&#8217;e kuşkuyla bakmasına yol açmıştır. Bütün insan ilişkilerinde olduğu gibi Hİ&#8217;de de dürüstlüğün temel ilke olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Hİ hizmetlerinde çalışanlar bu ilkeyi temel davranış kuralı olarak kabul etmeli, güç durumlarda bile gerçekleri açık yüreklilikle ortaya koymaktan kaçınmamalıdır. Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” sözü, kanımızca, Hİ alanında çalışacaklar için de paha biçilmez bir kural değeri taşımaktadır. Halkla ilişkiler konusunda genellikle Amerika’dan örnekler verilmesi, sorunun henüz Türkiye&#8217;nin kendine özgü ortamı içinde sistemli bir biçimde incelenmemiş olmasından kaynaklanıyor. Bu yüzden Hİ’e ait aydınlatıcı bilgiler ancak Amerika&#8217;da yayınlanmış kitaplar ve yaşanmış deneyimlere başvurularak elde ediliyor. Çoğulcu ve her şeyin ticarileşmiş olduğu Amerikan toplumunun son derece oynak ve renkli, reklam ve propaganda tekniklerine aşırı ölçülerde yer veren Hİ faaliyetleri, o toplumu tanımayanların zihinlerinde, kendi koşullarımıza ters düşen, gerçekçilikten uzak bir imajın yaratılmasına yol açmaktadır. İyisi mi biz yine de kendi örneklerimizle devam edip, Türkiye’de halkla ilişkilerin gelişmesinde öncülük yapmış en önemli isimlerden Betül Mardin’in gençlere yazdığı mektupta dediklerine kulak verelim:</p>
<p><em>“Size öğüt vereceğime, yaşam hikâyemin bir yerinden girip diğer ucundan çıkmaya karar verdim. Yaşam, zaten ders kitabı değil midir?</em></p>
<p><em>Çocukken dilsizdim. İnsan özürlü olunca bir yolunu bulup, onu kapatmaya çalışır. Karşısındakini de kandırdığını, durumu idare ettiğini sanır. Ancak, o zaaşa ilgili soru sorulursa sakatlığını bütün açıklığı ile hatırlar.</em></p>
<p><em>Dostlar öğrenmek isterlerdi, &#8216;O yıllarla ilgili neler hatırlıyorsun, çok mu acı çektin? diye. Sıkıntım yoktu, fakat etraftakilerin beni göstererek konuşmalarından bende bir eksiklik olduğunu anlıyordum.</em></p>
<p><em>Sonra kelimeler ağzımdan döküldü, konuştum.</em></p>
<p><em>Başlarda cümlelerin ortasında durup, yutkunup tekrar konuşmaya devam ederdim. Gene o özrümden dolayı algılama sorunum vardı. Arkadaşlar bir veya iki defada konuyu kavrıyorsa, ben yazıp çizip temize çekip, sabah erken kalkıp okursam ancak anlıyordum…</em></p>
<p><em>Ama ben öğrendiğim vakit, arkadaşlara ders verecek duruma geliyordum. Dolayısı ile araştırmak, derinine öğrenmek, bilgi edinmek bende bir emel oldu. Kelimeler aklımda kalmazsa, başka komik sözcüklerle kaŞİyelendirirdim. Bazen aksi anlamına gelen bir kelimeyle hatırlardım. Önemli satırların altını mutlaka çeşitli renklerde kalemlerle çizerdim.</em></p>
<p><em>Zaaflarıma kul köle olmamalıydım. Belki tüm yaşamımda bu doktrin ile başarılıydım diyemem ama, sanıyorum hiç olmazsa bu yolda çok çalıştım.</em></p>
<p><em>Sonra, bir gün büyükbabam bana bir &#8216;iyi&#8217; bir &#8216;kötü&#8217; ders verdi.</em></p>
<p><em>Devrin hem ileri gelen bir iş adamıydı, hem de çok önemli bir hukukçuydu. Yemeklerinde siyasetçiler, şairler, yazarlar ve düşünürler bulunurdu. Konuşmalar fevkalade ilginç ve benim için öğreticiydi.</em></p>
<p><em>O gece, yemeğin ortasında, sohbet koyulaştığı bir anda, evin kahyası büyükbabama eğilip gizlice bir not iletti. O da etraftakilerden özür dileyip kalktı ve yandaki salona geçti. Çok geçmeden geri döndü ve nerede kalmıştık edasıyla oturdu. Konuklar merak etmişti, kötü bir haber miydi? &#8216;Hayır&#8217; dedi büyükbabam, &#8216;Bizim postacımız, yıllardır Büyükdere-Sarıyer hattında görev yapar. Erzurum&#8217;a tayini çıkmış, ricaya gelmiş, posta müdürüne söyleyeyim diye.&#8217;</em></p>
<p><em>Konuklar ve aslında küçük ben, merak etmiştik, sorun çözülebilir miydi? Ümit var mıydı? &#8216;Yok, canım yardım sözü verdim ama müdürü de aramaya hiç niyetim yok&#8217; dedi. O an gözümün önüne postacının sevinç ve umutla eve dönüşü geldi. Halbuki, &#8216;rica&#8217; yerine hiçbir zaman ulaşmayacaktı, ona ve ailesine çoktan yol görünmüştü.</em></p>
<p><em>O anda ömür boyu sürecek bir yemin verdim: Benim defterimde insanı oyalamak olmayacaktı. Bir iş yapılacaksa, o an takibe alınacak veya baştan olumsuz cevap verilecekti.</em></p>
<p><em>Oyalamak, yapıyormuş gibi görünmek aslında karşısındakini aldatmak, onu haŞİfe almak değil miydi?</em></p>
<p><em>Bu olayda büyükbabam iyi bir not almamıştı ama verdiği diğer ders ile hayatımı düzene koydu.</em></p>
<p><em>Şöyle ki:</em></p>
<p><em>Gene bir akşam, yemekten sonra, kahveler yudumlanırken yaşamın güçlükleri, aşılması imkânsız manialardan (engellerden) söz ediliyordu. Büyükbabam &#8216;Her mania aslında kapalı bir kapı gibidir. Olay, o kapıyı ağzına kadar değil, bir kırıntık açabilmektir&#8217; dedi. &#8216;Derhal, ayakkabınızın ucunu o araya sokup bekleyin. Kapı bir süre sonra mutlaka açılacaktır.&#8217;</em></p>
<p><em>Konuşmanın üzerinden birkaç yıl geçti ve babam benim yatılı olarak devam ettiğim koleji bitirmeme yasak koydu. Kapı yüzüme kapatılmıştı.</em></p>
<p><em>Yukarıdaki düsturu uygulamak üzere bir pazarlığa oturdum. Uzun tartışmalar sonucunda, gündüzcü olmak üzere anlaştık. Daha birçok şart vardı ama ayağımın ucu kapının aralığından girmişti.</em></p>
<p><em>Ertesi yıl üniversite yasak edilince tekrar aynı metoda başvurdum.</em></p>
<p><em>Dört yıl süren &#8216;biçki-dikiş, yemek-pasta, çocuk bakımı, ev idaresi&#8217; gibi kursları bitirdim. Tüm yaşamımda, kâh tiyatro, sinema ve televizyonda çalışırken, kâh turizm, ağırlama veya halkla ilişkilerde bu bilgi birikimimden yararlandım, çocuklarımı elden geldiğince doktorsuz büyüttüm. Kapı açılmıştı.</em></p>
<p><em>Derken çalışmam, bir meslek sahibi olmam yasaklandı. Ama artık dersimi biliyordum. İçimden bir enerji, önüne geçilmez bir güç yükseliyordu. Sanki çiçek açmış bir ağaç gibiydim. Kapının ardına kadar açılması yıllarımı aldı ama beklemek değdi diyorum. Sevgili gençler, her şeyden önce amacınızı bilmeniz gerek. Güçlükleri aşmak, kapıları açmak hep o amaca varabilmek içindir.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,”</em></p>
<p><strong><em>Betül Mardin</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Muğla’da dondurmacı olan Ali Usta gittikçe insanların tercihi olmaya başlayan büyük dondurma markalarına karşı var olma mücadelesi vermektedir. Bunun için de bir yandan dondurmasının reklamını yapmaya çalışırken bir yandan da yeni aldığı dondurma motoruyla köy köy dolaşmaktadır. Kasabanın haylaz çocukları ise Ali Usta’nın sarı motoruna ve tabii ki içindeki dondurmalarına göz dikmişlerdir. İlk uygun fırsatta da motoru çalarlar. Borçla aldığı dondurma motorunu bıraktığı yerde bulamayan Ali Usta öfkeden delirir ve motorunu, kendisini yok etmek isteyen büyük dondurma markalarından birinin çaldığını düşünerek tek tek bayilerden motorunun hesabını sormaya başlar&#8230;</p>
<p>Bir başına kendi kendinin halkla ilişkiler faaliyetini sürdüren Dondurmacı Ali Usta’nın kahramanı olduğu “Dondurmam Gaymak” filmini izleyin.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/photo-7/' title='photo'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/photo6-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="photo" title="photo" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/degisimmuh-ve-pazarlama/' title='degisimmuh.ve pazarlama'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/degisimmuh.ve-pazarlama-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="degisimmuh.ve pazarlama" title="degisimmuh.ve pazarlama" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/2-22/' title='2'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/214-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="2" title="2" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/3-13/' title='3'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/314-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="3" title="3" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/4-8/' title='4'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/48-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="4" title="4" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/5-7/' title='5'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/55-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="5" title="5" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/betulmardinkucuk/' title='betulmardinkucuk'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/betulmardinkucuk-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="betulmardinkucuk" title="betulmardinkucuk" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/betul/' title='betul'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/betul-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="betul" title="betul" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/dondurmamgaymak/' title='dondurmamgaymak'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/dondurmamgaymak-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="dondurmamgaymak" title="dondurmamgaymak" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/betul-mardin-doga/' title='betul mardin DOGA'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/betul-mardin-DOGA--150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="betul mardin DOGA" title="betul mardin DOGA" /></a>

<p><em><strong><em><strong>Doğa Koleji&#8217;nde uygulanan t-MBA Modeli, öğrencileri geleceğe hazırlıyor. Tetra İletişim, bu model için müfredat kitapları hazırladı. Burada yer verdiğimiz &#8220;Halkla İlişkiler&#8221; adlı konu, &#8220;Değişim Mühendisliği ve Pazarlama&#8221; (ISBN: 978-605-4101-23-8) adlı kitabın 72. sayfasında yer alıyor. Ersin Toker tarafından kaleme alınan kitabın tasarım ve grafik uygulamasını Didem İncesağır yaptı. Kitaptaki çizimler Ender Özkahraman ve Behzat Taş&#8217;a ait.</strong></em></strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/" title="Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;">Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/" title="Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın">Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/" title="Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin">Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/" title="Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin">Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/" title="Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey">Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/" title="Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici">Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/ceyda-aydede-ve-halkla-iliskiler/" title="Ceyda Aydede ve halkla ilişkiler">Ceyda Aydede ve halkla ilişkiler</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişim Kültürü</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 20:07:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[Apollo]]></category>
		<category><![CDATA[Athena]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Butik Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[BUZDAĞIMIZ ERiYOR]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Handy]]></category>
		<category><![CDATA[değişim kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Dionysian]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Schein]]></category>
		<category><![CDATA[Harvard]]></category>
		<category><![CDATA[Harvard Business School]]></category>
		<category><![CDATA[Holger Rathgeber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[John Kotter]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7115</guid>
		<description><![CDATA[İnsan kaynakları alanında yazıları ile tanınan Charles Handy, işletme kültürünü mitolojiden esinlenerek dört başlık altında kategorize eder: Bunlardan birincisi Zeus’tur ve sahiplerinin ve/veya yöneticisinin baskın olduğu, son sözü onun söylediği ve yönetimde mutlak egemenliği elinde bulundurduğu  işletmelerdir bunlar. İkincisi Apollo&#8230; Süreçlerin tümünün kurallar ve prosedürler ile yönetildiği, bireyin yazılı belgelerin önüne hemen hemen hiç geçemediği, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>İnsan kaynakları alanında yazıları ile tanınan Charles Handy, işletme kültürünü mitolojiden esinlenerek dört başlık altında kategorize eder:</p></blockquote>
<p>Bunlardan birincisi Zeus’tur ve sahiplerinin ve/veya yöneticisinin baskın olduğu, son sözü onun söylediği ve yönetimde mutlak egemenliği elinde bulundurduğu  işletmelerdir bunlar.</p>
<p>İkincisi Apollo&#8230; Süreçlerin tümünün kurallar ve prosedürler ile yönetildiği, bireyin yazılı belgelerin önüne hemen hemen hiç geçemediği, her şeyin belli olduğu işletmeleri karakterize eder.</p>
<p>Athena olarak adlandırılan üçüncü grup işletmeler ise; (Yenileşim) Inovasyona öncelik veren, süreçlerin tümünde profesyonel danışmanlarla çalışan, kendini yenileyen, geliştiren işletmelerdir.</p>
<p>Dördüncüsü ise, Dionysian’dır&#8230; Bireylerin kendi fikir ve düşüncelerini özgürce ifade edip, uygulamaya sokabildiği bu işletmeler; yönetimi zor olan ama yaratıcılığa en yüksek primi tanıyan özelliklere sahiptirler.</p>
<p>Charles Handy, yaptığı bu benzetmelerle kültürü, sırasıyla; güç kültürü, rol kültürü, görev kültürü ve kişi kültürü olarak tanımlamıştır. Handy, kimi yazılarında da esinlerini gökten yere, tanrılardan hayvanlara indiriverir. Hantal ve büyük organizasyonlara sahip işletmeleri “fil”e benzeterek, hızlı karar veremediklerinin, risk almadıklarının ve çalışanlarının da risk almasını engellediklerinin altını çizer. Oysa “pire” olarak adlandırdığı küçük organizasyonlar son derece büyük bir hareket serbestisine sahiptirler. Handy’nin buradan vardığı sonuç, “pireleşemeyen filler”in kısa süre içinde yok olup gidecekleri yönündedir.</p>
<p>Günümüzde, işletmeler yapısal değişikliklerle kendilerini güncelleştirmeye çalışmakta ve iyice kökleşmiş, yer etmiş alışkanlıkları değiştirme gereksinmesi duymaktadırlar. Değişen işletme ortamları, işin yapılma şekli, daha hızlı hizmet beklentisi, takım çalışması, örgütsel davranış biçimlerini dolayısıyla örgütsel kültür değişimini zorunlu kılmaktadır. Örgütsel kültürün öncüsü olarak kabul edilen Amerikalı Edgar Schein, örgüt kültürünü ’’Sosyal bir birim olarak örgütün, kendi tarihi boyunca biriktirerek öğrendiği şeyler’’ olarak tanımlar ve her işletmenin psikolojik ve fizyolojik temellere dayanan farklı kültürleri olduğunu ileri sürer. Ancak Psikiyatrist Doktor Schein’in ABD muhaliflerini cezaevlerinde tecrit ederek yalnızlaştırmak, bu yolla kişiliklerini yok ederek itaate zorlamak için ilk büyük laboratuarı 1950’lerde Kore’de kurduğunu; burada elde ettiği deneyimleri yirmi dört maddelik özel bir program halinde sistemleştirerek dünyanın başka yerlerindeki cezaevlerinde de uygulamaya konulduğunu hatırlamakta yarar var.</p>
<p>Yaşamakta olduğumuz çağın temel trendleri, daha fazla değişim daha hızlı hareket eden bir çevre ise örgütsel kültürümüz bu değişime uyum sağlayabiliyor mu, yoksa onu engelliyor mu? Bu hızlı değişim ortamına ayak uydurabilecek bir kurum kültürü nasıl olmalı?</p>
<p>Harvard Business School öğretim üyesi Prof. John Kotter (*), bu soruyu iki temel özellikle açıklıyor: “Birincisi, yönetim kademesinin şirketi etkileyen tüm unsurlara içten ve dürüst olarak değer vermesi; sadece kendilerine değil, müşterilerine, tedarikçilerine, çalışanlarına ve hissedarlarına da değer vermesidir. Başka bir deyişle, yalnız içeriye yönelik “yönetimsel“ bakışı olmayan, dışarıya da bakabilen bir yönetim kültürü olması gerekir. ikincisi ise, tüm kurum çerçevesinde inisiyatif almaya ve liderliğe önem verilmesidir. Hızlı değişim ortamında, değişime ayak uydurabilen bir kurum kültürünün bu iki özelliği mutlaka barındırması gerekmektedir.</p>
<p>Çünkü ilk olarak salt içeriye değil, aynı ölçüde dışarıya da bakabilen bir yönetim anlayışı, çevredeki tehdit ve fırsatları daha iyi görebilir. Böylece insanlar, fırsat ve problemler ortaya çıktığında, yaygın bir liderlik ve inisiyatif ortamında yapılması gerekenleri sadece üst yönetimden beklemez, kendileri de inisiyatif almaya başlarlar.”</p>
<p>Örgütsel kültür değişimi için, öncelikle kültür yapısının analizi gerekmektedir. Kültürel değişim, üst yöneticiler tarafından tasarlanır. Örgütsel tanı konularak işe başlanır. Kültürel değişim, sadece üst yönetimin sorumluluğu olmamalı ve yeni bir kültür oluşturulurken alınan her kararda çalışanların katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Katılımın sağlanamadığı durumlarda, kültürel değişimin yerini kaosa sürükleyen değişim alır.</p>
<p><strong>Kültürel değişimin sağlanmasında temel ilkeler:</strong></p>
<p>* Bireyler istemezlerse değişim zordur, bu yüzden değişim her zaman planlanandan daha uzun sürebilir.</p>
<p>* Bireyler çabuk öğrenip kolay unuturlar, beklentileri fazladır.</p>
<p>* Bireyler değişimi hemen olsun isterler.</p>
<p><strong>Kültürel değişimin sağlanmasında değişim liderliği:</strong></p>
<p>* Aynı görüşü paylaşan kişilerle çalışmayı gerektirir.</p>
<p>* Geleceğe yönelik vizyon geliştirme, değişim için ortam hazırlama, vizyonu gerçek hale getirmek için diğerlerini ikna etmeyi gerekli kılar.</p>
<p>* İşe basit, uygulanabilir ve etkin yanıt alınabilir değişimle başlamayı ön görür.</p>
<p>* Yeni vizyonu, organizasyon amaçları, felsefesi ve misyonu ile bütünleştirir  ve devamlı bunu vurgular.</p>
<p>* Yeni geleceği hazırlamak için yeterli yatırımları yapar.</p>
<p>* Vizyona göre teşvik sistemlerini kurar ve işletir.</p>
<p>* Sadece sonuçları değerlendirme yerine sistemin nasıl çalıştığına odaklanır.</p>
<p><strong> İş görenlere de yetki verilmelidir:</strong></p>
<p>* Onlara, gerekli bilgi ve becerinin kazandırılmasına yönelik etkinlik örgütlenmelidir.</p>
<p>* Değişime bir tek kişinin katkısının bile önemli olduğu vurgulanır ve desteklenir.</p>
<p>* Bireyler, somut, ulaşılabilir hedeşerle motive edilmelidirler.</p>
<p>* Bireylerin değişim yapmada sürekli yetkili oldukları vurgulanır.</p>
<p>* Vizyon yaratanlar ödüllendirilir.</p>
<p><strong> Kültürel değişimin önündeki gizli engeller:</strong></p>
<p>* Kültür değişikliğine gidilirken, iş ortamı gerçeklerinin çok fazla önemsenmemesi.</p>
<p>* Çok sayıda veya çelişkili hedefin belirlenmesi.</p>
<p>* Değişim sürecine tüm çalışanları dahil edememek.</p>
<p>* Kararlarda sürekliliği sağlayamamak veya hedeşerde değişkenlik yapmak.</p>
<p>* İşletmenin değerlerinin çalışanlara yeterince iletilememesi.</p>
<p>* Yönetimin sorumluluk alma konusundaki eksikliği.</p>
<p>* Sonuçları denetleme ve sonuçlara uygun hareket etmede başarısızlık.</p>
<p>* Anında sonuç almayı beklemek.</p>
<p>* Hedeflenen kültür ile uyuşmayan bir yönetim davranışı sergilemek.</p>
<p>* İnsanlara kapasitelerinin üzerinde yetki vermek.</p>
<p>* Orta düzey yönetim veya çalışanların değişime gösterdiği direnç.</p>
<p>* Yeni davranışları kolaylaştırmak için gereken yapının değiştirilmesindeki başarısızlık.</p>
<p><strong>DEĞiŞİM KÜLTÜRÜ YARATILMASINDA TÜRKİYE PENCERESİ</strong></p>
<p>Ülkemizde, değişim adı altında yaygın olarak gerçekleştirilen iş süreçlerine yönelik, kalite ya da teknolojik dönüşüm temalı projelere rağmen üstünlük sağlayamayan birçok kuruluş var. Bu işletmelerin en önemli yanılgısı, süreçlerini iyileştirmek ya da üstün bir teknolojiye geçmek yoluyla, maliyetlerini, satışlarını ve müşterilerine ait bilgileri kontrol altına alarak, verimliliği artıracağını, dolayısıyla günümüz koşullarında değişimin gereklerini yerine getireceğini sanmaları.</p>
<p>Ancak, iş modelini ve stratejilerini sorgulamadan, kurum kültüründeki değişime engel olan unsurları gidermeden rekabet için gerekli olan değişimden söz etmek mümkün değil. Doğru pazarda mıyım? Doğru ürünü mü üretiyorum? Ürettiğim ürün veya hizmetin değeri piyasada yüksek mi, yoksa metalaşmış başka bir şeyle mi uğraşıyorum? Bu soruların doğru yanıtlarını vermek gerekiyor, ilk önce.</p>
<p>Hangi konuda değişikliğe gidilirse gidilsin, aşırı yüklenme yapıldığında, etki-tepki kuralı nedeniyle işletme içinde aşırı bir dirençle de karşılaşmak mümkün. Bu durumda ya istenilen sonuç alınmaz ya da başlangıçtan daha geri bir noktaya gerileme tehlikesi bile ortaya çıkabilir.</p>
<p>Hangi büyüklükte olursa olsun, bu değişikliklerden elle tutulur, kalıcı bir başarı yakalamak ancak değişim odaklı bir kültür içinde yapılırsa, başarılı olma şansı var. Hem değişim konularının doğru seçimi, hem de kurum içindeki kabullenilmesi açısından bu son derecede önemli.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki değişim kültürü, işletmenin tüm çalışanlarını kapsayan bir kavramdır. Oysa yaygın olarak yönetimin üst kademelerindeki yöneticiler kendilerini “diğerlerinden” hep ayrı tutarlar; “Arkadaşların eğitime gereksinmesi var” derler ve bunu derken aslında “Onlarıeğitin ki gereğini yapsınlar” demek istiyorlardır.</p>
<p>Oysa çalışanları bilgiyle donatmak kadar güvenle donatmak, bunun için de işletme içi “birlikte çalışabilme” ortamını yaratmak, takım çalışmasını hiyerarşiden bağımsız bir yaşam tarzı haline getirmek “değişim kültürü” için olmazsa olmaz koşullardır. Ancak bu sayede “çalışanların toplamından daha büyük bir değer” var etmek mümkün olabilir.</p>
<p><strong>OKUYUNUZ:</strong></p>
<p>BUZDAĞIMIZ ERiYOR (John Kotter ve Holger Rathgeber, Çeviren: Ayşe Savaş, Butik Yayınlar, kişisel gelişim, 102 sayfa)</p>
<p>İki yazarlı &#8216;Buzdağımız Eriyor&#8217;, penguen kahramanı Fred&#8217;in gözünden, liderlik konusunu anlatıyor. Güney Kutbu&#8217;nda, bir buzdağında ikamet eden iki yüz altmış sekiz penguenle birlikte yaşayan Fred, görülmemiş derecede meraklı ve dikkatli olmasıyla türdeşlerinden ayrılır. Fred&#8217;in bu farklılığı, değişmek konusunda kendisine sürekli baskı yapmaktadır. Kotter ve Rathgeber, karakterleri Fred ve fabl tarzı metinleri üzerinden, değişmeye ayak uydurmanın ilk etapta zor olmakla beraber, liderlik için ne denli gerekli olduğunu anlatıyor.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/photo-6/' title='photo'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/photo5-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="photo" title="photo" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/1-tek/' title='1 tek'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/1-tek-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="1 tek" title="1 tek" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/2-21/' title='2'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/213-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="2" title="2" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/3-12/' title='3'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/313-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="3" title="3" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/4-7/' title='4'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/47-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="4" title="4" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/5-5/' title='5'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/54-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="5" title="5" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/6-3/' title='6'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/64-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="6" title="6" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/handy/' title='handy'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/handy-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Charles Handy" title="handy" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/turkiye/' title='turkiye'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/turkiye-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="turkiye" title="turkiye" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/filsirket/' title='filsirket'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/filsirket-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="filsirket" title="filsirket" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/buzdagimizeriyor/' title='buzdagimizeriyor'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/buzdagimizeriyor-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="buzdagimizeriyor" title="buzdagimizeriyor" /></a>

<p><em><strong><em><strong>Doğa Koleji&#8217;nde uygulanan t-MBA Modeli, öğrencileri geleceğe hazırlıyor. Tetra İletişim, bu model için müfredat kitapları hazırladı. Burada yer verdiğimiz &#8220;Değişim Kültürü&#8221; adlı konu, &#8220;Değişim Mühendisliği ve Pazarlama&#8221; (ISBN: 978-605-4101-23-8) adlı kitabın 35. sayfasında yer alıyor. Ersin Toker tarafından kaleme alınan kitabın tasarım ve grafik uygulamasını Didem İncesağır yaptı. Kitaptaki çizimler Ender Özkahraman ve Behzat Taş&#8217;a ait.</strong></em></strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/camin-hesaplanamaz-hali/" title="Camın hesaplanamaz hali">Camın hesaplanamaz hali</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/serpil-timuray-3g-ile-mobil-teknoloji-cagi-basliyor/" title="Serpil Timuray: 3G ile mobil teknoloji çağı başlıyor">Serpil Timuray: 3G ile mobil teknoloji çağı başlıyor</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/eurovision-tarihimiz-onunla-yuzbin-dakika/" title="Eurovision tarihimiz: Onunla yüzbin dakika">Eurovision tarihimiz: Onunla yüzbin dakika</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/degisim-kulturu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 19:24:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[Adapazarı]]></category>
		<category><![CDATA[bilardo]]></category>
		<category><![CDATA[bilardocu]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[t-MBA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7099</guid>
		<description><![CDATA[Semih Saygıner, bilardodaki ilk önemli başarısından itibaren kendine koyduğu hedeşer doğrultusunda yol almış. Yenildiği zamanlar da olmuş ama hiç yılmamış, başkaları için değil, kendisi için mücadele etmiş. Ülkemizde Bilardo Federasyonu’nun kurulmasına önderlik eden usta bilardocuyla hayata dair konuştuk. t-MBA kapsamında Yakacık Doğa Kampüsü’ne konuk olan Semih Saygıner’in kariyer öyküsü onu derinden etkileyen üzücü bir olayla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Semih Saygıner, bilardodaki ilk önemli başarısından itibaren kendine koyduğu hedeşer doğrultusunda yol almış. Yenildiği zamanlar da olmuş ama hiç yılmamış, başkaları için değil, kendisi için mücadele etmiş. Ülkemizde Bilardo Federasyonu’nun kurulmasına önderlik eden usta bilardocuyla hayata dair konuştuk.</p></blockquote>
<p>t-MBA kapsamında Yakacık Doğa Kampüsü’ne konuk olan Semih Saygıner’in kariyer öyküsü onu derinden etkileyen üzücü bir olayla başlamış. 14 yaşında anne babasını trafik kazasında kaybeden Saygıner, bu acı olayın ardından başarılarla dolu öğrencilik hayatına nokta koyup hayata tutunmak için bilardoya sarılmış: “İlker adında bir arkadaşım vardı. Bana bilardo bilip bilmediğimi sordu, bilmiyordum. İlk kez o gün onunla bir bilardo salonuna gittim ve oynamaya başladım. 1976 yılında gazetede çıkan bir bilardo şampiyonunun haberini hatırlamıştım. İstekayı onun gibi tutmaya çalıştım. Arkadaşım benim ilk defa bilardo oynadığıma bir türlü inanmadı. Hiç oynamamış birisi için fazla iyi olduğumu söyledi. Bu durum haliyle ruhumu okşadı, bilardoya olan yeteneğim ve hırsım dikkat çekmeye başladı. Bilardo masasının etrafındaki koşulsuz takdir ve sevgi benim tam da o dönemde eksikliğini çektiğim bir durumdu” diyen Semih Saygıner böylece dünya şampiyonluklarına uzanacak başarılarla dolu sporcu kariyerine de adım atar. Zamanla bilardodaki ününün yayılmasıyla birlikte Adapazarı’nda parmakla gösterilen biri haline gelir. Bilardoya tutkun arkadaşıyla birlikte İstanbul’daki bilardo şampiyonasının yolunu tutar. Bilardo henüz o yıllarda spordan çok bir oyun gibi algılanır. Bu yüzden ağabeyi onun bilardoya olan tutkusunu pek onaylamaz. Yine de Semih Saygıner iç sesine kulak verir. İstanbul’da parasızlıktan erkek öğrenci yurdunda kaçak kalan ikili katıldıkları turnuvadan şampiyonluk kupasıyla memleketlerine dönerler. Bu kupa Semih Saygıner’in gelecekte elde edeceği başarıların da habercisidir bir anlamda.</p>
<p><strong>Başarı şans değil</strong></p>
<p>İstanbul’da kazandığı ilk kupanın şans eseri olmadığını, şampiyonluğu hedeflediğini ve bu hedef doğrultusunda tüm engelleri aşmayı göze alarak kazandığını dile getiren usta bilardocu o ilk yıllara ilişkin yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Önüme çıkan engellerden hiçbir zaman yılmadım ve bunu, birilerine kendimi ispat etmek için değil, kendim için yaptım. Ben daima kendimi geliştirmeye çalıştım. Bu anlayış beni başarıya götürdü. Bilardo oyuncusu olmaya ka-rar verip İstanbul’a geldiğimde birçok zorlukla karşılaştım. “Bu bana reva mı?” diye asla düşünmedim. Hiçbir zaman kendimi zavallı hissetmedim. Çalışıp başarabileceğime inanıyordum. Üstelik o yıllarda bilardonun ülkemizde bir spor olmadığını, kahvehane kültürünün bir enstrümanı olduğunun da farkındaydım.”</p>
<p><strong>Bilardo dünya nazarında bir spor</strong></p>
<p>1988 yılında yurtdışına çıkmaya karar veren Saygıner, biraz para biriktirip bir tanıdığıyla Belçika’nın yolunu tutuyor. Orada büyük bir ilgiyle karşılandıklarını söylüyor usta bilardocu. Çünkü ilk kez bir Türk bilardoda uluslararası bir turnuvaya katılıyor. Bu heyecan verici durum özellikle gurbetteki Türkler tarafından ilgiyle karşılanıyor karşılanmasına ama ilk deneme Semih Saygıner’in pek de umduğu gibi sonuçlanmıyor: “Turnuvanın ilk turunda rakibimden çok daha iyi oynamama rağmen elendim. Çünkü tecrübesizdim. Üstelik yabancı dil de bilmiyordum. Masa dışındaki faktörlerden çok etkilendim. Yine de benim için önemli bir deneyimdi. Sonrasında ilk işim İngilizce öğrenmek oldu.” 1990’da İstanbul’daki uluslararası turnuvaya kadar hem İngilizceyi hem de bilardoyu epey geliştiren Saygıner, o turnuvada da maçı kaybetmesine rağmen “en umut vadeden Türk bilardocu” seçiliyor. O güne kadar Türkiye’de yaptığı müsabakalarda maç kaybetmek şöyle dursun, set bile kaybetmeyen Semih Saygıner kariyerinin ikinci önemli dersini de bu turnuvada kendine çıkarıyor: “Çevremdekiler o zamana kadar beni öyle pohpohlamışlardı ki karşıma çıkan herkesi yeneceğimi sandım. Ancak maça çıktığımda umut vadeden adamdan eser yoktu. Kaybettiğimde maçı izlemeye gelenlerin bana bakışlarını hiç unutamam. O gün bugündür gerçekten ne kadar iyi olduğumu ve ne kadar yol aldığımı bizzat kendim değerlendirmeye çalışıyorum. Başkalarının beni nasıl gördüğüyle yola çıkmıyorum.”</p>
<p><strong>Dünya şampiyonlukları</strong></p>
<p>1991 senesinde uluslararası şampiyonluklarda daha çok boy gösteren ve adından söz ettiren Semih Saygıner, 1992’de de dünya şampiyonluğunu ekleyince tüm dikkatleri üzerine çekiyor.</p>
<p>Başarılı bilardocu Türkiye’de bilardonun bir spor olarak algılanmasını sağlamak için o şampiyonluk maçının videosunu temin ediyor ve televizyon kanallarında yayınlanması için mücadele veriyor. “O yıllarda henüz ülkemizde bilardo federasyonu yoktu. Maçın görüntülerini zor da olsa televizyonlarda yayınlatmayı başardım. Ertesi gün sokakta herkes beni tanıyordu ama bu daha çok bilardonun Türkiye’deki gelişimine hizmet etti. Dönüm noktası oldu adeta ve 1993 yılında federasyon kuruldu. 1994’te de dünya kupasını aldım. Sonrasında da birçok uluslararası başarıya imza attım.”</p>
<p><strong>Kişisel gelişim eğitimle başlar</strong></p>
<p>Spor kariyerine yurtdışında bir takımla sürdüren milli bilardocumuz her ne kadar eğitimini yarım bırakmış olsa da daha sonra bu açığı kapatacak girişimlerde bulunmuş. Kişisel gelişimine önem vermiş, İngilizce’nin yanı sıra Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce, Hollandaca, Japonca, Korece de öğrenmiş. “Eğitim, kişinin gelişmeye ayırdığı dönemdir” diyen Saygıner, Doğa öğrencilerine gerçek hayata hazırlandıkları bu dönemi iyi değerlendirmeleri için tavsiyelerde bulundu: “Sadece okulda öğrenilen derslerden söz etmiyorum. Sosyal aktiviteler, karşılaştığınız zorluklar, bütün bunların üstesinden gelebilmeniz, iletişim hepsi eğitiminizin bir parçası. Siz gençler ileriki hayatınıza yön verecek çok önemli bir dönemi yaşıyorsunuz şu anda. Bunun hem bilincinde olun hem de keyfini çıkarmaya bakın. Okul bitecek ve gerçek hayat başlayacak. O hayatta istediklerinizi elde edebilmek için belli bir olgunluğa, birikime ve bilgiye erişmiş olmanız size avantaj sağlayacak. Ne şanslısınız ki size bu vizyonu kazandıran bir yapının içindesiniz. İnsanlar sizinle deneyimlerini paylaşıyor, meclisler kurup faaliyetler yapıyorsunuz. İleride sizi çok parlak günler bekliyor.”</p>
<p><strong>Bilardo nedir?</strong></p>
<p>Bakın usta bir bilardocunun gözünden bu tanım nasıl yapılıyor? “Bilardo kapalı alanda sonsuzluktur. 2,84’e 1,42 bir dikdörtgen içinde çapı 61 mm olan üç tane topa, 12 mm’lik bir isteka ucuyla hakim olmaya çalışmaktır. Bu işte ustalaşmak çok zordur. Çünkü uzun yıllar çalışmak ister, çok çalışmak ve teknik bilgi gerektirir. Deneyimli bir oyuncu herhangi bir pozisyon için masanın etrafında dolaşır ve düşünür. Masada baktığı aslında geçmişteki bilgileridir. Daha önce yaptığı vuruşları hatırlayıp o vuruşu yapmaya çalışır. Başka bir taraftan baktığında bu düşüncesi değişir. Çünkü aklında binlerce vuruş pozisyonu vardır. Birini seçer ve seçtiğinde yanılabilir de. O zaman doğru vuruşu yapabilmek için başka açılardan bakmaya başlar. Bu da insana olaylara farklı açılardan bakma becerisi kazandırır. Öte yandan oyuncu hiçbir vuruşu bilmese bile bir plan dahilinde vuruşunu yapar. Doğru vuruş yapamasa bile özeleştirisini yapar. Zaten insan kendini eleştirmediği sürece gelişemez de. Bilardo insanı geliştirmeye iten bir spordur. Entelektüel bir yapısı vardır, çünkü insanı düşünmeye sevk eder. Hayatınızda hobi olarak yer almasına müsaade etmeniz gereken sporlardan birisidir. Önemli olan bilardo oynayarak kupalar kazanmanız değil, gelişiminizi devam ettirmenizdir. Başka sporlarla da bunu destekleyebilirsiniz. Yüzerek vücudunuzu zinde tutabildiğiniz gibi bilardo oynayarak da zihninizi geliştirebilirsiniz.”</p>
<p><strong>Vazgeçersen başaramazsın</strong></p>
<p>Doğa öğrencileri seminer boyunca dünya şampiyonu bilardocuya sorular yönelttiler. Bir Doğa öğrencisi “Başaramamaktan hiç korkmadınız mı?” diye sordu. Saygıner, “Başarısız insanlar, başarıya ramak kala vazgeçmiş insanlardır. Vazgeçersen asla başaramazsın. Hiçbir bahanenin sizi engellemesine müsaade etmeyin. Bin kere deneseniz de bırakmayın. Bazı insanlar vardır doğuştan yetenekleridir. Kimisi de yeteneğine çok sonra kavuşur. Sizi siz olun başarısız olmaktan hiç korkmayın. Hatta her başarısız olduğunuzda sevinin. Çünkü her başarısız hamle, sizi başarıya götüren bir diğer hamle demektir. Dışarıdan etkilenerek hareket etmeyin. Siz yapmak istedikleriniz uğruna ne gerekiyorsa onu yapın. Bütün zorluklara ve engellere rağmen insanlar var olma savaşı veriyor, bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyor. Kendinizdeki potansiyeli ortaya koyun. Unutmayın ki hepiniz ayrı ayrı bir değersiniz.” dedi</p>
<p><strong>Fizik, geometri ve bilardo</strong></p>
<p>Bilardonun tamamen fizik ve geometri kuralları üzerine kurulmuş bir oyun olduğunu söyleyen Semih Saygıner, konuşmasında bu sporun tarihçesine değiniyor. “Bilardo top ve sopa ile yapılan sporların atası olarak kabul edilir. Modern hale gelişi 1900’lerin başına denk gelir. Fizik ve geometri prensiplerinden güç alan bir spordur. Oynamaya başladıkça siz de kendinizdeki değişimin farkına varırsınız. Çünkü topa hakim olmaya başladıkça tıpkı bir makine gibi reaksiyon verirsiniz. Geometri ve fizik kuralları içinize öyle işler ki, bir sure sonra topların birbirine değmesi için herhangi bir hesaplama yapmadan vuruşlarınızı yapmaya başladığınızı görürsünüz.”</p>
<p><strong>En iyi olma amacıyla ilerleyin</strong></p>
<p>Semih Saygıner, meslek tercihlerini belirleme aşamasında olan Doğa öğrencilerine önemli uyarılarda bulundu. Hedeften sapmamak gerektiğini ifade eden Saygıner, “Ülkemiz konuyu amacından saptıran insanlar yüzünden ilerleyemiyor. Gerçekten başarılı olmuş insanların en büyük ortak özelliği hedef odaklı yol almalarıdır. Şu döngüyü hiç unutmamak gerekir; meslekler insan gücünü, insan da sahip olduğu potansiyeli kullanır. Bizde ise daha çok insanlar mesleklerin kendilerine sağladıkları “refahın” peşindeler, meslekte iyi olmanın pek bir önemi yok. Dolayısıyla seçilen mesleğin içi de böyle de boşaltılıyor. Değerler erozyona uğruyor. Siz en azından böyle bakmayın. İlerleyeceğiniz dalda en iyi olma amacıyla yol alın.”</p>
<p><strong>Fırsatçı olmayın</strong></p>
<p>Semih Saygıner, kendi hayat felsefesini iki cümlede özetledi: “Fırsatlarımı en iyi şekilde değerlendirdim ama hiçbir zaman fırsatçı olmadım. Hayaller kurdum ama hayalperest olmadım. Egonuz sizi ne zaman geçerse o zaman mesleğin altında ezilmiş kişiler olursunuz. Kendilerine sanal hayatlar sağlamak için çeşitli işlere bulaşan insanlar vardır. Ben onlardan olmadım. Sadece çok başarılı bir sporcu oldum. Bundan da pişman değilim.”</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/photo-5/' title='photo'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/photo4-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="photo" title="photo" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/1-2-5/' title='1 2'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/1-23-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="1 2" title="1 2" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/3-4-6/' title='3 4'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/3-44-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="3 4" title="3 4" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/5-6-4/' title='5 6'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/5-63-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="5 6" title="5 6" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/img_8998/' title='IMG_8998'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8998-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8998" title="IMG_8998" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/img_8952/' title='IMG_8952'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8952-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8952" title="IMG_8952" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/img_8935/' title='IMG_8935'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8935-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8935" title="IMG_8935" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/img_8968/' title='IMG_8968'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8968-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8968" title="IMG_8968" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/bilardo/' title='bilardo'><img width="150" height="128" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/bilardo-150x128.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="bilardo" title="bilardo" /></a>

<p><em><strong><em><strong>Doğa Koleji&#8217;nde uygulanan t-MBA Modeli, öğrencileri geleceğe hazırlıyor. Bu çerçevede öğrenciler, mesleklerinde başarıya ulaşmış insanlarla bir araya gelip söyleşiyor. Bu toplantı ve buluşmalar, Tetra İletişim tarafından izlenip kayıt altına alınıyor. Yıl sonunda tüm konular, bir kitapta toplanıyor. Semih Saygıner&#8217;le <em><strong><em><strong>Doğa öğrencilerinin buluşması <em><strong><em><strong>2009 -2010 eğitim döneminde </strong></em></strong></em>gerçekleşti.</strong></em></strong></em> Buluşma, Türkşan Karatekin tarafından izlendi ve Cihan Aldık tarafından fotoğraflandı. Konunun ve kitabın editörlüğünü Türkşan Karatekin yaptı. Kitap tasarımı ve uygulaması ise Didem İncesağır&#8217;a ait.</strong></em></strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/" title="Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;">Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/" title="Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu">Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/" title="Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin">Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/" title="Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin">Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/" title="Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey">Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/" title="Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici">Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/tasarimin-ruhu-insan-ve-doga/" title="Tasarımın ruhu: İnsan ve Doğa">Tasarımın ruhu: İnsan ve Doğa</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 19:09:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Show]]></category>
		<category><![CDATA[Beyazıt Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir Anadolu Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sanatlar Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıyer Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[seramik]]></category>
		<category><![CDATA[t-MBA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7086</guid>
		<description><![CDATA[Şovmen Beyazıt Öztürk Üniversite sınavını kazanamadığında bazı yeteneklerini fark ettiğini ve Anadolu Üniversitesi’nin seramik bölümünü birincilikle kazandığını söyleyerek, Doğa öğrencilerine “Yeteneklerinizi keşfederseniz hayattaki engelleri aşarsınız” mesajını verdi. Doğa Koleji t-MBA Seminerleri kapsamından birbirinden ünlü isimleri ağırlamaya devam ediyor. Sarıyer Doğa Koleji de ünlü şovmen Beyazıt Öztürk’ü konuk eti. Yoğun bir ilgiyle karşılanan Beyazıt Öztürk, önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Şovmen Beyazıt Öztürk Üniversite sınavını kazanamadığında bazı yeteneklerini fark ettiğini ve Anadolu Üniversitesi’nin seramik bölümünü birincilikle kazandığını söyleyerek, Doğa öğrencilerine “Yeteneklerinizi keşfederseniz hayattaki engelleri aşarsınız” mesajını verdi.</p></blockquote>
<p>Doğa Koleji t-MBA Seminerleri kapsamından birbirinden ünlü isimleri ağırlamaya devam ediyor. Sarıyer Doğa Koleji de ünlü şovmen Beyazıt Öztürk’ü konuk eti. Yoğun bir ilgiyle karşılanan Beyazıt Öztürk, önce Sarıyer Doğa Koleji Öğrenci Meclisi üyeleriyle bir araya gelerek t-MBA ile ilgili bilgi aldı. Seminerde öğrencilerin sorularına verdiği samimi yanıtlarla büyük alkış alan ünlü şovmen konuşmasını anılarla renklendirerek bütün salonu kahkahaya boğdu.</p>
<p><strong>Merak edilen Beyaz kimdir?</strong></p>
<p>Televizyonlardan tanıdığımız Beyazıt Öztürk, ‘ailemizin şovmeni’ gibi, içimizden biri. Her hafta cuma akşamları özel bir televizyon kanalında yayınlanan ‘Beyaz Show’ ile tam 14 yıldır evlerimize konuk oluyor. Ayrıca televizyon dizileri, sinema filmleri ve reklamlarla da her an karşımızda. Medyadaki popülaritesini söylemeye gerek bile yok. Beyazıt Öztürk, Doğa öğrencilerine, televizyondan izledikleri ya da basında gördükleri ‘Beyaz’ ile karşılarında kanlı canlı duran ‘Beyaz’ arasında bir fark olup olmadığını keşfetmeleri için önlerinde bir saatleri olduğunu söyledi. Kendi öğrencilik yıllarından ve şöhrete ulaşma serüveninden de kısaca söz etti. Bu arada t-MBA tarihinin en kahkaha dolu semineri de bu oldu.</p>
<p><strong>Ne yapmak istiyorsunuz?</strong></p>
<p>1969 Bolu doğumlu şovmen, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu. Beyazıt Öztürk; “Ülkemizde ne yapmak istediğinizle ne yaptığınız arasında farklar vardır, bunlar çoğunlukla birbirini tutmaz. Ben seramik okudum, şimdi bambaşka bir iş yapıyorum. Fizik okusaydım belki otobüs şoförü olurdum. Okuduğunuz bölüm, hayattan istedikleriniz ve hayatın size sundukları eğer uyum içindeyse çok şanslısınız demektir. Benim yaşantımda böyle bir çizgi vardı. Şu anda güzel bir yerde olduğumu kabul ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“İnsanları güldürür oldum”</strong></p>
<p>Beyazıt Öztürk, insanları güldürebildiği için kendisini çok şanslı hissediyor. Türkiye’de insanların gülmeye çok ihtiyacı olduğunu düşündüğü için bunu yapabiliyor olmak onu bir açıdan çok keyiflendiriyor öte yandan da ciddi bir baskı altına alıyor: “Hayatta çoğu insanın başına gelmeyecek bir durum benim başıma geldi ama kastettiğim ünlü olmak değil. Kameraların önünde iki hareket yaparak da ünlü olabilirsiniz. Söylemek istediğim, ben, Okan (Bayülgen), Cem (Yılmaz), biz her nasılsa insanları güldürür olduk.” Bu kısa girişin ardından sorulara geçen Beyazıt Öztürk’e yeni dizi ve sinema projesi olup olmadığı soruldu. Beyaz, bu piyasaya çok ısınamadığını itiraf ederek “Beyaz Show kamera önünde bir kişilik şov programı. Her hafta programa çıkıyorum, o hafta kötüysem bir sonraki hafta telafi etme şansım var ama sinema öyle değil” diyerek beyaz camdaki yarışını kendi program anlayışı üzerinden devam ettirmek istediğini söyledi.</p>
<p><strong>Radyoculuk macerası</strong></p>
<p>Beyazıt Öztürk için şöhret basamaklarını tırmanmak pek de kolay olmamış. Hatta başlangıçta epey umut kırıcı deneyimler de yaşamış. Gemlik’te lisede okurken dengesiz bir öğrenci olduğunu, bir yıl sınıfta kalırken, diğer yıl takdirname getirdiğini anlatan şovmen; “Çalışmak isteyince oluyor, aptal değilsen öğreniyor ve başarıyorsun işte. Ama üniversite sınavında ilkini geçmeme rağmen ikincisini kazanamadım. Bu haberi aldığım günün sabahında birden bire resim yeteneğim gelişti ve ben de yetenek sınavıyla alan Güzel Sanatlar Fakülteleri’ne başvurmaya karar verdim. Mimar Sinan ve Marmara Üniversitelerinde yedeklere kaldım, sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin sınavına girdim ve bin kişi içinden birinci olarak seramik bölümünü kazandım.” Radyoculuk günleri de bu döneme rastlamış Beyaz’ın. 1993-1994 özel radyo ve televizyonların kurulmaya başladığı yıllar olduğundan Beyazıt Öztürk ve on arkadaşı amatör ruhla bir radyo kurmuşlar. “Hepimiz bir alana yönelik program yapacaktık; kadın programı, çiftçilere yönelik program, caz ve gece sohbetleri üzerine programlarımız vardı. O güne kadar hep TRT’den beslendiğimiz için düzeyli ve içeriği olan programlar üretmeye çalışıyorduk. Ben de işin şov kısmını üstüme aldım. Gece yarısından sabahın ilk ışıklarına kadar program yapıyordum.</p>
<p><strong>“İlk hüsran ve şöhrete giden yol”</strong></p>
<p>Beyazıt Öztürk, o günlerde on kişi yola çıktıklarını ve her birinin kendi programlarıyla demo kasetler yaparak o zamanlar İstanbul’da bulunan Genç Radyo’ya gönderdiklerini, radyo yöneticilerinin kendisini hırslandıran o meşhur yanıtından sonra neler yaptığını bakın nasıl anlattı: “On demodan bir tek benimki kabul edilmedi. Gerekçe de benim ‘r’leri söyleyemememdi. Onlara esprili şekilde ‘Ben ‘r’leri söyleyemiyor değilim, belki siz benim gibi söyleyemiyorsunuz’ dedim. Ama canım da çok sıkıldı ve bunun üzerine ‘29 harf söyleyip bir şey anlatamayanlardan, ben 28 harf söyleyerek bir sürü şey anlatırım’ dedim. Önemli olan hangi harfleri söyleyemediğin değil, hangi harflerle neyi söylediğindir bence. İşte yolumu böylece kendim açmış oldum.” Beyazıt Öztürk Eskişehir’den yola çıkan on arkadaşın kendi çabalarıyla bir noktaya geldiklerini ve zaman zaman bir araya gelip eski günleri andıklarını söyledi.</p>
<p><strong>Keşke dememek için…</strong></p>
<p>Beyazıt Öztürk, seminerinin sonunda Doğa öğrencilerine iki önemli mesaj verdi: “Ailenizin kıymetini bilin ve birtakım değerlere, hassasiyetlere sahip olun”. Annesiyle olan güçlü bağın kimi zaman medyaya malzeme olduğunu anlatan şovmen 35 yaşına kadar annesiyle birlikte yaşadığını ve bundan da büyük keyif aldığını söyledi. “Medyada benim için annesine çok düşkün diye yazılır çizilir. Ben anne, baba ya da bir aileyle yaşamanın büyük bir keyif ve şans olduğunu düşünüyorum. Size ne ders çalışın ne de çalışmayın derim. Sınavı kazanır ya da kazanamazsınız. Bu sizin bileceğiniz bir iş, hayat sizin. Akıllandığınız zaman çok geç olduğunu fark ediyorsunuz, ama tek bir tavsiyem var: Lütfen ailenizin kıymetini bilin, onlar da sizin kıymetinizi bilsinler. Bu gerçekten çok önemli. Çünkü onları kaybettiğinizde ‘keşke’ diye başlayan bir sürü cümleler kurmaya başlıyorsunuz. Ben de bu yüzden anneme çok düşkünümdür.</p>
<p><strong>“Annem çok güldürür beni”</strong></p>
<p>Annem çok güldürür beni, enteresan hareketleri vardır. Bir de 4-5 kişilik çekirdek bir arkadaş grubum var. Onlarla bir araya geldiğimde ağzımı açmıyorum, çünkü hakikaten beni çok güldürüyorlar. Güldürmenin benim için şans olduğunu söylemiştim ama bir de kötü tarafı var; girdiğim her ortamda herkes benden kendisini güldürmemi bekliyor. Beni izliyor ve acaba ne yapacak ya da söyleyecek de güleceğim diye bana bakıyor. Bu da ister istemez büyük bir sorumluluk ve stres yüklüyor. Çünkü herkes gibi bazen o havada olmayabiliyorum. Bir anımla pekiştireyim bunu. Yazları çoğunlukla Ayvalık Cunda Adası’na giderim. Yine böyle bir tatil döneminde öğle saatlerinde otele vardım, karnım açtı, restorana gittim ve bir şeyler ısmarladım. Baktım birer ikişer insanlar etrafımı doldurmaya başladı. Herkes yan gözle beni izliyor ama laf atan da yok. Ben de hissediyorum, benden bir hareket bekleniyor. Garson geldi bu arada, kolamı nasıl içeceğimi sordu. Ben de hava sıcak buzlu olsun dedim. Bunun üzerine bir kahkahadır koptu. Ortada komik bir durum yok ama millet gülüyordu. Yorucu bir iş bu anlamda.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/photo-4/' title='photo'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/photo3-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="photo" title="photo" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/1-2-4/' title='1 2'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/1-22-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="1 2" title="1 2" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/3-4-5/' title='3 4'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/3-43-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="3 4" title="3 4" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/5-6-3/' title='5 6'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/5-62-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="5 6" title="5 6" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/img_3481/' title='IMG_3481'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_3481-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_3481" title="IMG_3481" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/img_3463/' title='IMG_3463'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_3463-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_3463" title="IMG_3463" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/img_3459/' title='IMG_3459'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_3459-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_3459" title="IMG_3459" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/img_3392-2/' title='IMG_3392'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_33921-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_3392" title="IMG_3392" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/img_3519-2/' title='IMG_3519'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_3519-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_3519" title="IMG_3519" /></a>

<p><em><strong><em><strong>Doğa Koleji&#8217;nde uygulanan t-MBA Modeli, öğrencileri geleceğe hazırlıyor. Bu çerçevede öğrenciler, mesleklerinde başarıya ulaşmış insanlarla bir araya gelip söyleşiyor. Bu toplantı ve buluşmalar, Tetra İletişim tarafından izlenip kayıt altına alınıyor. Yıl sonunda tüm konular, bir kitapta toplanıyor. Beyazıt Öztürk&#8217;le <em><strong><em><strong>Doğa öğrencilerinin buluşması <em><strong><em><strong>2009 -2010 eğitim döneminde </strong></em></strong></em>gerçekleşti.</strong></em></strong></em> Buluşma, Türkşan Karatekin tarafından izlendi ve Cihan Aldık tarafından fotoğraflandı. Konunun ve kitabın editörlüğünü Türkşan Karatekin yaptı. Kitap tasarımı ve uygulaması ise Didem İncesağır&#8217;a ait.</strong></em></strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/" title="Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;">Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/" title="Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu">Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/" title="Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın">Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/" title="Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin">Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/" title="Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey">Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/" title="Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici">Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/tasarimin-ruhu-insan-ve-doga/" title="Tasarımın ruhu: İnsan ve Doğa">Tasarımın ruhu: İnsan ve Doğa</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 22:11:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Pantolonun Kemeridir]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Haldun Taner]]></category>
		<category><![CDATA[Hergelekon Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Kandemir Konduk]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Müjdat Gezen]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafam Kemalim]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrettin Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[oyunculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş Dinçer]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[t-MBA]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyip'in Sinirli Lambası]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[UNICEF]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7069</guid>
		<description><![CDATA[2010 şubat ayında 50. sanat yılını kutlayan ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı, şair ve eğitmen Müjdat Gezen, Doğa Koleji’nde &#8220;2010 Yılının Sanatçısı&#8221; seçildi. Ödülünü almak üzere Acarkent Doğa Koleji’ne gelen Müjdat Gezen, Doğa öğrencilerine oyunculuk, tiyatro ve yaşamla ilgili önemli tavsiyelerde bulundu. Usta tiyatrocu “Bir işi sevmekle başlıyor her şey” diyor ama kendisi ilkokulda “eli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>2010 şubat ayında 50. sanat yılını kutlayan ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı, şair ve eğitmen Müjdat Gezen, Doğa Koleji’nde &#8220;2010 Yılının Sanatçısı&#8221; seçildi. Ödülünü almak üzere Acarkent Doğa Koleji’ne gelen Müjdat Gezen, Doğa öğrencilerine oyunculuk, tiyatro ve yaşamla ilgili önemli tavsiyelerde bulundu.</p></blockquote>
<p>Usta tiyatrocu “Bir işi sevmekle başlıyor her şey” diyor ama kendisi ilkokulda “eli sopalı” bir öğretmeninin zoruyla tiyatroya ilk adımı attığını da itiraf ediyor. Sanat yaşamı boyunca hiçbir pişmanlık yaşamadığını söyleyen Gezen, “Dünyaya yeniden gelsem yine oyuncu olurdum” dedi. Seminerden önce Acarkent Doğa Koleji&#8217;nde kısa bir gezinti yapan Müjdat Gezen, kampüsü çok modern bulduğunu söyledi. “Yetimler Gülümsemek İster Projesi” hakkında Acarkent Öğrenci Meclisi üyelerinin açıklamalarını dinleyen sanatçı projeyi gönülden desteklediğini ve böyle önemli sosyal bir konuyu gündemlerine alarak kendilerince çözüm gayretinde olan Doğa öğrencilerini de duyarlılıklarından ötürü kutladı. UNICEF yararına birçok sosyal kampanyayı hayata geçiren Müjdat Gezen, bu tip toplumsal yaralara yediden yetmişe herkesin hassasiyet göstermesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Oyunculuğa nasıl başladınız?</strong></p>
<p>Tiyatroya 10 yaşındayken öğretmenim sayesinde başladım. 3. sınıfa giderken bir gün öğretmenim elinde “Küçük Çiftçiler” diye bir piyesle geldi. Oradaki başrolü benim oynayacağımı söyledi. “Oynayamam, yapamam herhalde” dedim. Öğretmenim “oynayacaksın” dedikçe ben “oynayamam” diyordum. O zamanlar 1 metrelik tahta cetveller vardı ve çok amaçlı kullanırdı. Yani yalnız ölçü almak için değil, adamın boyunun ölçüsünü de alırdı. O cetvelle kafama vurdu ve “oynayacaksın” dedi. ‹yi ki de vurmuş kafama. 1953 yılıydı o zaman. 57 yıl geçmiş üzerinden. Anneme ilk kazandığım parayı götüreli 57 yıl olmuş demek ki. Ben o gün öğretmenimin zoruyla tiyatroya başladım, kendi isteğimle değil. Ama onu hep rahmetle anıyorum, iyi ki o cetveli kafama vurmuş.</p>
<p><strong>Türkiye’de sanatın özgürce icra edildiğini düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Gerçeği söylemek gerekirse Türkiye’de her konuda özgürlük var. Mesela ben “Mustafam Kemalim”, “Hergelekon Davası”, “Adalet Pantolonun Kemeridir”, “Tayyip&#8217;in Sinirli Lambası” gibi politik oyunlar oynuyorum. Kimsenin bir ses çıkardığı yok. Sanatta da herkes istediğini yapabiliyor, sınırlama yok ama otosansür var. ‘Aman şunu yaparsak telefonumu dinlerler, aman bu lafı söylersem ters anlaşılır mı’ diye kendi kendimize sansür uyguluyoruz. Benim için böyle bir şey söz konusu değil. Çünkü ben devlet yardımını reddeden tek tiyatroyum; bu bakımdan kendimi çok bağımsız ve özgür hissediyorum.</p>
<p><strong>Tiyatroda önceye göre ilerleme kat ettik mi yoksa hala aynı yerde miyiz?</strong></p>
<p>Her konuda ilerleme var. Eskiden çok paramız yoktu ve küçük prodüksiyonlar yapabiliyorduk. şaşaalı dekorlar devlet ve şehir tiyatroları dışında özel tiyatrolarda pek bulunamazdı. Ama biz mesela “Mustafam Kemalim”i oynarken Atatürk’ün otomobilinin ve Kurtuluş Savaşı’ndaki kostümlerinin aynılarını yaptırabildik. Yani birazcık para harcayabiliyoruz. Eskiye göre bu açılardan bir ilerleme var. Bir de daha iyi oyun yazarları yetişti.</p>
<p><strong>Tiyatrocu olmak isteyenlere ne öneriyorsunuz?</strong></p>
<p>Eczacı da, hukukçu da, tiyatrocu da olmak istiyorsan eğitim şart. Bir de severek yapmak çok önemli. Mesela sevilerek yapılan çöpçülük, sevilmeyerek yapılan doktorluktan iyidir bence. Çünkü bir işi sevmek ile başlıyor her şey. Başarının temelinde sevgi yatıyor, ardından da o işin eğitimi ve yetenek geliyor. Bizim mesleğin en büyük özelliği de yetenekli olmak. Tıpta, mühendislikte, coğrafyada çok büyük bir yeteneğe ihtiyaç yok ama sanatta eğitimden önce yetenek geliyor.</p>
<p><strong>Türkiye de tiyatronun geleceğini nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Türkiye’nin geleceğini nasıl buluyorsam, tiyatronun geleceğini de öyle buluyorum. Çünkü birbirinden soyutlanmıyor öyle şeyler. Her şeyimiz de bir yamukluk olduğu gibi tiyatromuzda da son yıllardaki gidişinde biraz böyle bozukluklar var. Çünkü insanoğlu en kolay konfora alışır. Biz uzaktan kumandaya çok alıştırdık kendimizi. Eşofmanları giyip ekranın karşısında istediğin diziyi, filmi eve getirmek varken tiyatroya gitmek zorlaştı. Bu insanoğlunun doğasında olan bir şey.</p>
<p><strong>Oyunculuğun tanımı son zamanlarda oldukça değişti. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?</strong></p>
<p>Ben oyunculuk mesleğine para, pul, şöhret diye baktıklarını pek sanmıyorum çünkü tiyatrodan para kazanılacağına inananlar üzülürler. Benim 250 kişilik bir salonum var; tamamen dolu oynuyoruz oyunlarımızı ama 1000 liralık zarara giriyoruz. Tiyatro para getirmez ama size başka şeyler getirir. Ödüller getirir, sizin gibi öğrencilerden olumlu yaklaşımlar getirir. Tiyatroculuk çok zevkli bir meslektir ama zengin mesleği değildir. Yani ben tiyatroculuktan değil, hep tiyatronun getirdiği reklam filmleri, televizyon programları, diziler gibi yan işlerden kazandım.</p>
<p><strong>Yetiştirdiğiniz birçok öğrenci var, hepsi de başarılı projelerde yer alıyor. Bir eğitmen olarak öğrencilerinizin başarısı sizi ne hissettiriyor?</strong></p>
<p>55 öğrencim dizilerde başrol oynuyor; insan gurur duyuyor tabi. Mesela Serdar Orçin Antalya Film Festivali’nde En İyi Oyuncu Ödülü’nü almış. Telefonda bana, “Hocam ödül aldık” dedi, “ödül aldım” demedi. Benimle, okuluyla, arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle paylaştı o başarıyı; gurur duydum. Dizilerdeki karakterler için yönetmenlere bizim okuldan oyuncu arkadaşları tavsiye ediyorlar. Birbirleriyle dayanışma içindeler, bu da beni çok sevindiriyor. Zaten tiyatronun böyle bir sıcaklığı vardır, insanın dünyasını değiştirir yani. Bir kere bu sahneye çıktınız mı ondan sonra her şey çok güzel olmaya başlar.</p>
<p><strong>Şimdiye kadar yazdığınız oyunlarda hep başkalarına kazandırmışsınız. Zamanında hiç “keşke kazanmak için yazsaydım” dediniz mi?</strong></p>
<p>Tiyatroda para kazanılmaz. Herkes para biriktirdi ben insan biriktirdim. Benim için hayatta en büyük hazine odur.</p>
<p><strong>Politik yönden sıkıntılı dönemlerde de tiyatro yaptınız. Zorlandınız mı?</strong></p>
<p>Zorlanmadım ben, direk cezaevine girdim. 12 Eylül zamanında bir kitap yazmıştım, Savaş Dinçer de resimlemiştibu kitabı. Bundan dolayı 12 Eylül’denbeş sene sonra herkesi tutuklarken bizi de aldılar içeriye. Amerikan filmlerinde gördüğümüz bir sahne vardır ya ‘50 kişilik bir grup, tek tip elbise,ellerinde ve ayaklarında zincirler…’ Aynı öyle bir manzara vardı bizi de aldıklarında. Savaş, “Eyvah bize de zincir vururlar mı” dedi. Ben de “Deli misin oğlum, biz kitap yazdık vururlar mı hiç” dedim ama maalesef vurdular. Sultanahmet Adliyesi’ne ayağımıza ve elimize o zincirler vurulmuş bir halde gittik. Bir taşa oturtturdular, biraz sonra duruşmaya çıkacağız ve beraat edeceğiz diye düşünüyorduk. Aramızdan iki kişi kalktı tuvalete gitti. O sırada bizden sorumlu olan astsubay bunların ikisine de sıkı bir dayak attı. Ben de bunların nasıl o zincirleri çözdüğünü anlamadım ve komutana nasıl gittiklerini sordum. Meğer adamlar kilit hırsızıymış. Bir dakikada açmışlar kilidi. Tuhaşardı ama kaçacaklarına tuvalete gittiler. Cezaevinde kaldığım sürece bardağın boş tarafına değil de biraz Nasrettin Hoca gibi oradaki ilginç ve eğlenceli yanları görmeye çalıştım. Beş yıl sonra da bunları anılar şeklinde yazdım.</p>
<p><strong>Kariyeriniz de geldiğiniz noktadan memnun musunuz?</strong></p>
<p>Kariyerimde geldiğim noktaya hiç hayatım boyunca bakmadım. Neredeyim, ne yapıyorum diye hiç ilgilenmedim. İnsanın birey olarak yukarıdan bakınca bir toz tanesi kadar ufak olduğuna inanıyorum. Onun için kendimle barışık biriyimdir. Bakın hayatta üç şeyi iyi yönetiyorsan sorun yoktur. Bir tanesi şöhret… ‘Sen benim kim olduğumu biliyormusun?’ gibi laşar çok fena laşardır. Müjdat Gezen olsan ne olur, bilmem kim olsan ne olur. İkincisi içki ve sigaradır. Hiç içmemek en güzelidir. Ben hiç içmedim hayatımda ağzıma hiç sigara koymadım. Arkadaş toplantılarında da onlar bir şişe içki içerken ben bir kadehle onlara eşlik ederim. Üçüncüsü de para… Parayı sen yönetiyorsan sorun yoktur, para seni yönetmeye başladı mı halin duman olur.</p>
<p><strong>Kendinize rakip gördüğünüz sanatçılarvar mı?</strong></p>
<p>Rakip görmek için birileriyle yarışa girmek lazım. Ben hayatım boyunca sadece kendimle yarıştım, kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin.</p>
<p><strong>Bir eserin sahnelenebilir olduğuna nasıl karar verirsiniz?</strong></p>
<p>Öncelikle dramatik yapısının kuvvetli olmasına bakılır. Yani başlangıç, gelişme, düğüm, çözüm ve sonuç önemlidir. ‘Acaba şimdi ne olacak hissi’ varya tiyatro metninde mutlaka olmalıdır. İkincisi fikirlerin örtüşüyor olması lazım. Üçüncüsü de ‘Bu iyi bir oyun olmuş’ denmesi gerekir. Mesela Shakespeare’in oyunlarının yüzde 90’ı reddedilmeyecek kadar kuvvetli dramatik yapıya sahiptirler. Haldun Taner’in, Sadık Şendil’in, Tuncel Güzeloğlu’nun, Kandemir Konduk’un oyunları çok iyi yazılmış dramatik yapısı kuvvetli oyunlardır. Ayrıca ben kendimden sonra dramaturglara da okuturum, o da yetmez tiyatroyla ilgisi olmayan kişilere de danı-şırım. Yani “böyle bir şey oynansa ilginizi çeker mi” diye sorarım.</p>
<p><strong>Halk tarafından bu kadar sevilmenizi neye bağlıyorsunuz?</strong></p>
<p>Ben bu güne kadar kimseyi kandırmadım. Kendi halimde birisiyim. İnsanları sevdim, onlar da bana bunu sevgi olarak geri döndürdüler. Halk tarafından sevilmek güzel bir duygudur. Bugün, Türkan şoray’a “UNICEF İyi Niyet Elçiliği” rozetini taktım. Türk çocuklarına ve dünya çocuklarına yardımcı olmak için paralar toplayacağız. Sizin yapmış olduğunuz “Yetimler Gülümsemek İster” projesini de çok beğendim hatta o projeyi UNICEF olarak biz de yapabiliriz. Çünkü çok güzel bir proje; umarım iyi sonuç verir.</p>
<p><strong>Hayatınızda hiç keşke oyuncu olmasaydım dediniz mi?</strong></p>
<p>Hayır demedim. Çok sevdim mesleğimi. Yeniden dünyaya gelsem yine oyuncu olmak isterim. Benim bir Alman hocam vardı ve derdi ki, “Ben mimar olmak istedim fakat olamadım, kimyacı olamadım, pilot olmak istedim olamadım fakat aktör olunca hepsini oldum…”. Ben de oyuncu olunca hepsini oldum.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/photo-3/' title='photo'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/photo2-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="photo" title="photo" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/1-2-3/' title='1 2'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/1-21-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="1 2" title="1 2" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/3-4-4/' title='3 4'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/3-42-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="3 4" title="3 4" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/5-6-2/' title='5 6'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/5-61-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="5 6" title="5 6" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/7-8/' title='7 8'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/7-8-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="7 8" title="7 8" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/img_8066/' title='IMG_8066'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8066-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8066" title="IMG_8066" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/img_8055/' title='IMG_8055'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8055-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8055" title="IMG_8055" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/img_8031/' title='IMG_8031'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8031-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8031" title="IMG_8031" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/img_8006/' title='IMG_8006'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8006-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8006" title="IMG_8006" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/img_8115/' title='IMG_8115'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8115-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8115" title="IMG_8115" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/img_8102/' title='IMG_8102'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8102-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8102" title="IMG_8102" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/img_8074/' title='IMG_8074'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8074-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8074" title="IMG_8074" /></a>

<p><em><strong><em><strong>Doğa Koleji&#8217;nde uygulanan t-MBA Modeli, öğrencileri geleceğe hazırlıyor. Bu çerçevede öğrenciler, mesleklerinde başarıya ulaşmış insanlarla bir araya gelip söyleşiyor. Bu toplantı ve buluşmalar, Tetra İletişim tarafından izlenip kayıt altına alınıyor. Yıl sonunda tüm konular, bir kitapta toplanıyor. Müjdat Gezen&#8217;le <em><strong><em><strong>Doğa öğrencilerinin buluşması <em><strong><em><strong>2009 -2010 eğitim döneminde </strong></em></strong></em>gerçekleşti.</strong></em></strong></em> Buluşma, Türkşan Karatekin tarafından izlendi ve Cihan Aldık tarafından fotoğraflandı. Konunun ve kitabın editörlüğünü Türkşan Karatekin yaptı. Kitap tasarımı ve uygulaması ise Didem İncesağır&#8217;a ait.</strong></em></strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/" title="Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;">Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/" title="Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu">Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/" title="Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın">Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/" title="Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin">Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/" title="Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey">Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/" title="Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici">Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/seref-tasliova-asiklik-gelenegi-dede-korkuta-dayanir/" title="Şeref Taşlıova: Aşıklık geleneği Dede Korkut’a dayanır">Şeref Taşlıova: Aşıklık geleneği Dede Korkut’a dayanır</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 21:28:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[CNN Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Nuri Günteki]]></category>
		<category><![CDATA[t-MBA]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmax]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Özdil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7053</guid>
		<description><![CDATA[Birçok işi bir arada ve hatta aynı anda yapabilen yazar, sunucu, makyaj ve Reiki uzmanı Ayşenur Yazıcı, Doğa Koleji Kitap Günleri kapsamında Atakent Doğa Koleji öğrencileriyle buluştu. Ayşenur Yazıcı öğrencilere “Hayal kurmayı ve kurdurtmayı bilenler iyi kitap yazıyor” dedi. Uzun yıllar televizyon ekranlarında haber sunan Ayşenur Yazıcı, hala renkli camdan kopmadı ama artık edebiyat dünyasının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Birçok işi bir arada ve hatta aynı anda yapabilen yazar, sunucu, makyaj ve Reiki uzmanı Ayşenur Yazıcı, Doğa Koleji Kitap Günleri kapsamında Atakent Doğa Koleji öğrencileriyle buluştu. Ayşenur Yazıcı öğrencilere “Hayal kurmayı ve kurdurtmayı bilenler iyi kitap yazıyor” dedi.</p></blockquote>
<p>Uzun yıllar televizyon ekranlarında haber sunan Ayşenur Yazıcı, hala renkli camdan kopmadı ama artık edebiyat dünyasının da üretken oyuncularından biri oldu. Farklı konulardaki kitaplarıyla değişik okur kitlelerine hitap eden Ayşenur Yazıcı, Doğa Koleji’nin öğrenciye enerji veren ve saygı duyulması gereken bir bakış açısı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Bir yandan kitap yazıyor bir yandan da televizyonda programı yapıyorsunuz. Sırada ne var?</strong></p>
<p>Şu ara Türkmax’ta bire bir terapi gibi bir program yapıyorum. Karşımdaki kişinin başka bir gözlükten dünyaya bakmasını sağlamaya çalışıyorum. Bu uzun zamandır gerçekleştirmek istediğim bir projeydi. Bir dileğim daha var. Kitaplarımı yurt dışında yayımlansın istiyorum. Bunun için de uluslararası bir ajansla çalışıyorum. Son iki yılda bütün kitapların tercümelerini yaptırdım ama daha pazarlanamadılar.</p>
<p><strong>Yazmaya nasıl başladınız nasıl devam ettiniz? Her şey öykü yarışmasına katılmanızla mı başladı?</strong></p>
<p>Hep yazıyordum aslında ben. Günlük tutardım. CNN Türk’te çalışmaya başladığım yıldı, sene 1999 olmalı. Gazetede yazmaktan fenalık geçiriyordum. Köşe yazılarımda hep Türkiye’nin toplumsal çöküntüsünü anlatmaya çalıştım. Sonra geriye dönüp baktım ve gördüm ki aslında her bir yazımın içinde  inanılmaz hayat hikâyeleri var. Bunları toparlayıp kitap haline getirdik. Türkiye’de ‘Çok Satan Kitaplar’ arasına girdi. Sevindim tabii ama bir yandan da şaşırdım. Çünkü okuyucu bunları okumuştu aslında sonra bir daha neden okudu anlamadım.</p>
<p><strong>Bu başarı sizi yazmak için yüreklendirdi o zaman.</strong></p>
<p>Evet öyle oldu gerçekten. Sonra yazmaya devam ettim. Takip eden kitaplarım acıklı hayat hikâyelerinden yola çıktı. Haberlerde her gece gördüğümüz cinsten hayatlar bunlar. Zaten kötü olan şu ki bu hikâyeleri dinleye dinleye alıştık. Olağan haberler haline geldiler. Zaten biraz da bu yüzden haber spikerliğini bıraktım. Bizi hiç alakadar etmeyen hayatları afişe ediyoruz. Çözüm bulmak için bile değil üstelik sadece seyretmek için. Bu toplumsal çürümüşlük değil de nedir?</p>
<p><strong>Sunduğunuz haberler kitap için bir çeşit birikim yaratmış o zaman&#8230;</strong></p>
<p>Kitaplarımın konularını oluştururken bu noktalardan hareket ettim. Bu hayatları sadece kısa bir haber yapmak ve akşam haberlerini kurtarmak değil, insanları bu hale getiren sebeplerin üzerinde durmak istedim. ‹nsanların hayatlarına dokunmaya çalışırken farkında olmadan bir öykü kurguluyorsunuz. Bu öyküler hep farz edişlerde çıkıyor ve sonunda romana dönüşüyor. Roman sadece iyi bir hayat hikâyesi değil iyi bir kurgu gerektiriyor. Bu da sadece ve sadece çok kitap okuyarak elde edilebiliyor. Sizin başarınızı da o gösteriyor zaten.</p>
<p><strong>Roman dışında araştırma kitaplarınız da var.</strong></p>
<p>İki araştırma kitabım var. Bu kitaplar için hakikaten çok gönülden ve severek çalıştım. Kadın erkek ilişkileri konusunda herkesin ahkâm kestiği dönemde ben mağara adamları ve kadınları nasıl yaşar diye anlamaya ve anlatmaya çalıştım. Aslında bir anlamda milenyumu anlattım. Değişen bir şey yok. Yine herkes aç, herkes para derdinde. İnsanlar korunmak, geleceklerini garanti altına almak istiyor.</p>
<p><strong>Yazar olmak için nasıl bir düşünce yapısına sahip olmak gerekir?</strong></p>
<p>Hayal başka zeka başka şey. Hayal kurmayı ve kurdurtmayı bilenler yazıyor bence. Önemli olan onların görmediği bir şeyi buradan göstermek.</p>
<p><strong>Türkiye’de yazar olmak nasıl bir duygu?</strong></p>
<p>Bunca senedir her ne kadar yazma konusundaki inancımı bir şeyler kırmaya çalışıyor olsa da hala inatlaşıyorum, savaşıyorum. Ne zaman biter bu savaş bilmiyorum. Ama bir yandan herkesin yazar olarak anıldığı dönemde nerede olduğumu gerçekten bilmiyorum.</p>
<p><strong>Türkiye’de yeni çıkan kitaplar hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Tuhaf ama Türkiye’de ayda 500’e yakın kitap basılıyor. Avrupa’da bile bu kadar değil. Kitap basılsın, okusunlar tabii ama yazmak bir ruh sıkışmasının dışavurumudur. İçinizdekini yazıya aktarırsınız. ‹nsanın zehrini alır. ‘Kanseri nasıl yendim’ diye kitaplar çıkıyor. Evet birine yardımcı oluyorsa o kitap ne mutlu ama başından bir olay geçen herkes kitap yazınca yazar mı oluyor? İşte bundan pek emin değilim.</p>
<p><strong>Peki Dünya Klasikleri’nden en çok sevdikleriniz hangileri?</strong></p>
<p>Dostoyevski’nin Kumarbaz’ını çok severim. Geçenlerde bir arkadaşım 1926 basımını hediye etti bana. Tam bir antika kitap. Bez cildi parça parça olmuş. Anımsadığım kadarıyla çevirisi de Reşat Nuri Güntekin’e aitti. Arkadaşım hediye edince yeniden okumaya başladım ama okurken fenalık geçirdim. Dostoyevski yazmış olsa bile kitaplar da öyküler de insan hayatları gibi yüzyıllar geçtikçe acınırlıklarını kaybediyor, olağanlaşıyorlar. Kitaplar da dönemlere, çağlara ve yazarlara göre dönüşüyorlar.</p>
<p><strong>Kitapların konularının eskimesinden söz ettiniz. Bir kitapta konu mu üslup mu sizi daha çok çeker?</strong></p>
<p>Üslup kesinlikle. Düşünün, zeytinyağlı bir yemek yapmak için her kadına eşit miktarda soğan, salça, yeşil fasulye, zeytinyağı ve tencere verin. Her biri ayrı tatta pişirir yemeği. Bir olayı en gerçekçi aktaran kişi, o olayın içinden konuya bakabilen kişidir. Fark yaratandır. Bu nedenle ayda 500 kitap basılıyor olması bir şeyi değiştirmiyor. Bu kitapların içlerinden ancak bir iki tanesi ikinci baskıyı yapıyor.</p>
<p><strong>Doğa Koleji ve Doğa konseptiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Oğlum artık büyüdü okullarla pek ilişkim kalmadı. Doğa Koleji’yle ilk tanışmam da bir dizi çekimi sırasında Bostancı Doğa Koleji’ne gitmemle başladı. İlk defa bir okulda çocukları renkli üniformalarla gördüm. Turuncu ve yeşil. Hocaların yanından geçerken ezilip büzülerek geçmeyen çocukları da ilk defa orada gördüm. Oğlumun okul zamanlarını hatırlıyorum.</p>
<p><strong>Öğrencilerin kitap günlerine ilgisinden memnun musunuz?</strong></p>
<p>Kitaplarımı çok beğendiklerinden mi yoksa geveze ve renkli bir yazar oldu-ğumdan mı bilemiyorum ama evet öğrencilerin yoğun bir ilgisi var. Ben de bundan çok memnunum, insanlarla iletişim kurmayı çok seviyorum. Ben zaten bu gibi etkinliklerde bir kitabın satıl-masından çok çocukların yazarlarla buluşmasının daha önemli olduğuna inanıyorum. Bu etkinlik de amacına hizmet ediyor. Yazar kimdir? Ne yer ne içer? Nasıl yaşar? Hakikaten farklı düşündüğü için mi yazar olmuştur yoksa hayat onu yazar olmaya mı itmiştir? Tesadüfen mi yazıyordur? Bu gibi soruların cevaplarını almak çocuklara bir yol gösterebilir.</p>
<p><strong>Yazar olmak isteyen yazmayı seven öğrencilere neler tavsiye edersiniz?</strong></p>
<p>Ben yazar oluyorum diye ortaya çıkıp iki-üç sayfa yazıp herkese okutmak tek amaç olmamalı. Çok kitap okuyup, “Evet bu güzel bir hikâye ama benim de anlatmak istediğim bir hikâyem var” diyebilmek önemli. Başka kitaplardan öğrendiği paragraf, bölüm, ayırma gibi yazım kurallarını iyi kullanmak gerek. Hikaye bittikten sonra tekrar baştan okuyup eksikleri görmek, “Buraya bir kahraman daha lazımdı” diyerek orada gerekli değişiklikleri yapabilmek de önemli. Nasıl şiir yazan herkese şair denmiyorsa yazı yazan herkese de yazar denmez. Ben de yazar değilim belki bilmiyorum buna karar verecek olan okurdur. Ne kadar takip edeceğine o karar verir. Ben mesela aylarca gazete okumuyorum, televizyon seyretmiyorum. Ruhumu temiz tutmaya çalışıyorum. Ama bir yerde Yılmaz Özdil’in bir yazısını gördüğümde oturup saatlerce hem yeni hem de geçmiş yıllardaki yazılarını okuyorum. Bu kişinin tarzı ve dünyaya nasıl bir gözlükten baktığıyla alakalı. Hayata bakıp, olan biteni daha neşeli daha gerçekçi bir şekilde aktaranları takip ediyorsunuz. Kimi ilk kitapta tutturabiliyor bunu, kimi yüz ellinci kitabında.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/photo-2/' title='photo'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/photo1-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="photo" title="photo" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/1-15/' title='1'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/116-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="1" title="1" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/3-4-3/' title='3 4'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/3-41-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="3 4" title="3 4" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/5-6/' title='5 6'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/5-6-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="5 6" title="5 6" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/img_1803/' title='IMG_1803'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_1803-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_1803" title="IMG_1803" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/img_1795/' title='IMG_1795'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_1795-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_1795" title="IMG_1795" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/img_1770/' title='IMG_1770'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_1770-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_1770" title="IMG_1770" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/img_1697-kucuk/' title='IMG_1697 kucuk'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_1697-kucuk-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_1697 kucuk" title="IMG_1697 kucuk" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/img_1789/' title='IMG_1789'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_1789-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_1789" title="IMG_1789" /></a>

<p><em><strong><em><strong>Doğa Koleji&#8217;nde uygulanan t-MBA Modeli, öğrencileri geleceğe hazırlıyor. Bu çerçevede öğrenciler, mesleklerinde başarıya ulaşmış insanlarla bir araya gelip söyleşiyor. Bu toplantı ve buluşmalar, Tetra İletişim tarafından izlenip kayıt altına alınıyor. Yıl sonunda tüm konular, bir kitapta toplanıyor. Ayşenur Yazıcı&#8217;yla <em><strong><em><strong>Doğa öğrencilerinin buluşması <em><strong><em><strong>2009 -2010 eğitim döneminde </strong></em></strong></em>gerçekleşti.</strong></em></strong></em> Buluşma, Türkşan Karatekin tarafından izlendi ve Cihan Aldık tarafından fotoğraflandı. Konunun ve kitabın editörlüğünü Türkşan Karatekin yaptı. Kitap tasarımı ve uygulaması ise Didem İncesağır&#8217;a ait.</strong></em></strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/" title="Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;">Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/" title="Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu">Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/" title="Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın">Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/" title="Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin">Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/" title="Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin">Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/" title="Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici">Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/tasarimin-ruhu-insan-ve-doga/" title="Tasarımın ruhu: İnsan ve Doğa">Tasarımın ruhu: İnsan ve Doğa</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 21:10:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[22 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[22 Mart: Dünya Su Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Öngör]]></category>
		<category><![CDATA[Atlantik]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Hayatı Koruma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Su Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Garanti Bankası]]></category>
		<category><![CDATA[Pasifik]]></category>
		<category><![CDATA[t-MBA]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[WWF]]></category>
		<category><![CDATA[WWF-Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7044</guid>
		<description><![CDATA[Beykoz Kampüsü’nü ziyaret eden WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Öngör, doğa sevgisinin anaokuldan itibaren kazandırılması gerektiğini söyleyerek, “Doğa Koleji’nin uyguladığı konsepti ve felsefeyi çok etkileyici buldum” diyor. Akın Öngör, Garanti Bankası’nın efsanevi genel müdürlerinden biriydi. Kariyerinin zirvesinde bankacılığı bırakarak kendini doğaya adadı. Şimdi üzüm tarımla ve bağcılıkla uğraşıyor. Yetiştirdiği üzümlerden şarap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Beykoz Kampüsü’nü ziyaret eden WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Öngör, doğa sevgisinin anaokuldan itibaren kazandırılması gerektiğini söyleyerek, “Doğa Koleji’nin uyguladığı konsepti ve felsefeyi çok etkileyici buldum” diyor.</p></blockquote>
<p>Akın Öngör, Garanti Bankası’nın efsanevi genel müdürlerinden biriydi. Kariyerinin zirvesinde bankacılığı bırakarak kendini doğaya adadı. Şimdi üzüm tarımla ve bağcılıkla uğraşıyor. Yetiştirdiği üzümlerden şarap üretip satıyor. Bulduğu her fırsatta da şu mesajı veriyor: “Kaynakların özellikle de suyu doğru ve etkin kullanılmalıyız. Bunun için de eğitime önem vermeliyiz. Geleceğimize yön verecek nesillere şimdiden Doğa sevgisini aşılamalıyız. 22 Mart Dünya Su Günü kutlamaları kapsamında Beykoz Doğa Koleji’nde gelen ve öğrencilerle sohbet eden Akın Öngör’le doğa, su ve gelecekte bizi bekleyen tehlikeler üzerine konuştuk.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Doğa Koleji’nde anaokulundan itibaren doğa sevgisi aşılanıyor. Doğa dostu bir insan olarak bunu nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>
<p class="MsoNormal">Konsepti ve felsefeyi çok etkileyici bulduğumu söylemeliyim. Öğrenciler burada soyut kavramları somut bir biçimde öğrenme olanağı yakalıyor. Birçok konu doğa ile iç içe öğretiliyor; bu da öok önemli bir detay. Suyun ve doğanın hayatımız için değerini gündemimizde çok gerilerde tutuyoruz. Sahip olduğumuz doğanın ve onun sunduğu zenginliklerin kıymetini bilmiyoruz, doğal varlıklarımızı israf ediyoruz ve değerlere saygısız davranıyoruz. Ben dünyanın pek çok ülkesini dolaştım. Yelkenliyle Atlantik ve Pasifik okyanusunu geçtim.En geride kalmış ada ülkelerinden tutun tutun da en modern toplumlara kadar her yeri dolaştım. İlkel ama doğa sevgisi bizden çok daha ileride toplumlar var. Dolayısıyla bu anlayışın ilkokuldan itibaren başlayarak tüm eğitim hayatında bütünleşik olarak verilmesi ve öğrencilere yetiştirilmesi, böylece o öğrencilerin ileride liderlik edecekleri kurum ve kuruluşlarda, topluluklarda, kuracakları ailelerde bu kavramların gelişmesi bakımından çok önemli.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Böyle giderse yeşil bir gelecek hayal mı olacak bizler için?</strong></p>
<p class="MsoNormal">Biz bugün Türkiye’de kaynak yaratabilme kapasitesinin yüzde 30 üzerinde tüketim yapıyoruz yani sermayeden yiyoruz. Gelecek nesillere çok kötü bir dünya bırakıyoruz. Bu Türkiye’ye has bir durum. Yapılan doğa endeksinde biyolojik çeşitlilikten tutun da doğal kaynaklara kadar pek çok unsur bunun içinde yer alıyor ve maalesef ülkemizde bu endeks negatifte. Dolayısıyla bu sürdürülemez bir durum. Doğa öyle bir tokat atar ki afetler, su baskınları, kuraklıklar ve tarımsal üretimin azalmasından başımızı alamayız. Biz insanoğlu doğanın kaynaklarını kullanarak atık haline getiriyoruz. Her insan konuşurken oksijen alıp karbondioksit salar. Ağaçlar ise karbondioksiti alıyor. Oksijen haline getiriyor. Bunun gibi pek çok örnek var. İnsanoğlunun ürettiği atığın tekrar kaynak haline gelmesinde doğanın parmağı var ama biz onun kaldırabileceğinden çok daha fazlasını tüketiyoruz.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Su kullanımında ne gibi hatalar yapılıyor?</strong></p>
<p class="MsoNormal">Ülkemizde suyun kullanımında çok hata yapılıyor. Toplam suyun yüzde 70’i tarımda sulama için kullanılıyor. Yanlış sulama yapıldığı için israf edilen su miktarı oldukça fazla. Damlama sulamaya geçmek gerekiyor. Sularımızı koruyabilmemiz için kullanılmış su, kanalizasyon ya da atık suları arıtarak yeniden doğaya kazandırmalıyız. Suyu doğru kullanmadığımız için de çok kayıplar yaşıyoruz, örneğin barajlarda su biriktiriyor ama onu evlere taşıyıncaya kadar epey bir hacmini kaybediyoruz.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Acil önlem alınması gereken konular hangileri?</strong></p>
<p class="MsoNormal">Bu noktada atıklarımızın arıtılması en öncelikli sorunlarımızdan biri. Ülkemizin pek çok sanayi bölgesinde su arıtılmadan doğaya salınıyor. Beş-altı yıldı zlı otellerin pek çoğunda kullanılan sular arıtılmadan atılıyor. Arıtılmadan atılan her bir litre pis su, sekiz litre temiz suyu bozuyor. Ben çocukken Türkiye su zengini bir ülke olarak biliniyordu. Bugün kişi başına senede 1400 litre su düşüyor. Bu çok düşük bir rakam, 1000’in altı tehlike çanlarının çalmaya başladığı bir sınırdır. Biz bu noktaya 3000-3500’lerden geldik. Nüfus arttıkça ve kullanımlar çoğalınca bu sayılar daha da gerileyecek. Bütün bunları yan yana koyunca, doğa sevgisini ve koruma bilincini küçük yaştan itibaren öğrenciye kazandırmayı amaçlayan felsefesi daha çok değer kazanıyor. Su duyarlılığı konusunda bireylerin, iş yerlerinin, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, yerel idarelerin, merkezi idarelerin yapması gerekenler var. Eğer üzerimize düşeni yapmazsak doğanın tokadı çok sert olur. İnsanlar başlarına geldiğinde bunu anlayacak ama o zaman da çok geç olacak.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Ülkemizi bu gidişten kurtarmak için bize hangi görevler düşüyor?</strong></p>
<p class="MsoNormal">Öncelikle duyarlı bir genç nesille tanışmaktan duyduğum mutluluğu dile getirmek isterim. Sizlerin bu konularda çok daha aktif olması gerekiyor. Çünkü gelecek sizlerin. İleride bizleri siz idare edeceksiniz ve yaşanılası bir ülkemiz olması için siz gençler bütünleşik olarak hareket etmeli, iyi örgütlenmeli ve büyüklerinizi şimdiden uyarmaya ve bilinçlendirmeye başlamalısınız. Doğa Koleji bir sosyal kampanyayla otomobillerin antenlerine mavi kurdele bağlayarak “Suyumun değerini biliyorum, suyuma sahip çıkıyorum” projesi geliştirmiş. Ben de arabamın antenine mavi kurdele bağlayarak kampanyanıza destek olacağım.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Doğa Konseptli Eğitim Modeli’ni değerlendirir misiniz?</strong></p>
<p class="MsoNormal">Doğa öğrencisi doğaya ve çevreye duyarlılığının yanı sıra akademik eğitim açısından da oldukça yetkin ellerde. Lisedeyken meslek stajları yapmaları büyük avantaj. Hayata daha iyi hazırlanmış oluyorlar. Bu çok etkileyici. Üstelik Doğa öğrencisi aldığı doğa sevgisini de gittiği yere taşıyarak önemli bir misyonuda yerine getiriyor. Ben şu an 65 yaşındayım. Bizim öğrenci olduğumuz zamanlarla bugünü kıyaslayacak olursam Doğa öğrencilerini çok şanslı görüyorum. Keşke bu tip felsefeler çok geniş kitlelere yayılabilse. Ben şu anda tarımla uğraşıyorum ve bağcılık yapıyorum. Tütün yetiştirilen araziler aldım ve kendi bağlarımı kurdum. Bu eğitimi çocukluktan almış olmayı isterdim. Daha iyi tarım yapardım demiyorum ama doğa ile olan bütünleşik yaşamım çok farklı olurdu.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/photo/' title='photo'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/photo-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="photo" title="photo" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/1-2-2/' title='1 2'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/1-2-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="1 2" title="1 2" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/3-4-2/' title='3 4'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/3-4-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="3 4" title="3 4" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/img_8300/' title='IMG_8300'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8300-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8300" title="IMG_8300" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/img_8348/' title='IMG_8348'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/IMG_8348-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_8348" title="IMG_8348" /></a>

<p><em><strong><em><strong>Doğa Koleji&#8217;nde uygulanan t-MBA Modeli, öğrencileri geleceğe hazırlıyor. Bu çerçevede öğrenciler, mesleklerinde başarıya ulaşmış insanlarla bir araya gelip söyleşiyor. Bu toplantı ve buluşmalar, Tetra İletişim tarafından izlenip kayıt altına alınıyor. Yıl sonunda tüm konular, bir kitapta toplanıyor. Akın Öngör&#8217;le <em><strong><em><strong>Doğa öğrencilerinin buluşması <em><strong><em><strong>2009 -2010 eğitim döneminde </strong></em></strong></em>gerçekleşti.</strong></em></strong></em> Buluşma, Türkşan Karatekin tarafından izlendi ve Cihan Aldık tarafından fotoğraflandı. Konunun ve kitabın editörlüğünü Türkşan Karatekin yaptı. Kitap tasarımı ve uygulaması ise Didem İncesağır&#8217;a ait.</strong></em></strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/22-mart-dunya-su-gunu/" title="22 Mart: Dünya Su Günü">22 Mart: Dünya Su Günü</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/" title="Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;">Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/" title="Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu">Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/" title="Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın">Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/" title="Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin">Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/" title="Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin">Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/aysenur-yazici-hayal-baska-sey-zeka-baska-sey/" title="Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey">Ayşenur Yazıcı: Hayal başka şey, zeka başka şey</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mart: Ulusal Beslenme Ayı</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/mart-ulusal-beslenme-ayi/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/mart-ulusal-beslenme-ayi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 12:09:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üretilmiş içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[ayran]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Doymuş yağ]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[mineral]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Beslenme Ayı]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7034</guid>
		<description><![CDATA[Beslenme konusunda gereken önemi belirtmek ve daha çok insanı doğru beslenmeye teşvik etmek için her yıl Mart ayında ‘Ulusal Beslenme Ayı’ olarak etkinlikler düzenlendiğini biliyor muydunuz? Hemen hemen herkes, günde bir elma yemenin ne kadar faydalı olduğunu artık biliyor. Ancak bununla yetinmemek gerekir. Taze mevsim sebzeleri, yağsız ızgara et, haşlanmış kurubaklagiller, tam tahıllar ve yağlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme konusunda gereken önemi belirtmek ve daha çok insanı doğru beslenmeye teşvik etmek için her yıl Mart ayında ‘Ulusal Beslenme Ayı’ olarak etkinlikler düzenlendiğini biliyor muydunuz?</p>
<p>Hemen hemen herkes, günde bir elma yemenin ne kadar faydalı olduğunu artık biliyor. Ancak bununla yetinmemek gerekir. Taze mevsim sebzeleri, yağsız ızgara et, haşlanmış kurubaklagiller, tam tahıllar ve yağlı tohumlarla zenginleştirilmiş bir beslenme anlayışının yararları gözden uzak tutulmamalıdır. Elbette süt ve süt ürünleri de ihmal edilmemelidir. Her besin grubundan doğru seçimler yapmak önemlidir. Bedenin zindeliği için gerekli olan besin içeriği yüksek, kalori miktarı düşük gıdalar seçilmelidir. Kilo kontrolü için alınması  ve yakılması gereken kalori miktarının dengede olması gerektiği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Yüksek vitamin maksimum fayda</strong></p>
<p>Alınan her kaloriden maksimum fayda sağlamak için yüksek vitamin, mineral, besin lifi içerikli sağlıklı seçimler yapmalıdır. Ara öğünlerde, doğru çeşitte ve miktarda karbonhidrat ve proteini beraber içeren besinleri tüketmek, vücudu dinç tutarken bir sonraki öğünde de daha mantıklı seçimler yapılmasına yardımcı olur. Süt ve süt ürünlerinin içeriğindeki yağın azaltılması kalsiyumun azalmasına neden olmaz. Her gün 3 porsiyon süt, yoğurt, peynir veya kalsiyumdan zenginleştirilmiş gıdaların alımı çok önemlidir. Yağ alımında önemli olan genel portrede alınan yağ miktarının yüzde 20-35 aralığında kalmasıdır. Bir öğünde yağlı besinler tüketip diğer öğünde yağsız veya az yağlı besinler seçerek bu denge sağlanabilir. Her zaman besin etiketleri üzerinde yazan doymuş, doymamış ve trans yağ asitleri miktarlarına bakmayı alışkanlık haline getirmelidir. Doymuş yağ alımını sürekli kontrol altında tutmak gerekir.</p>
<p><strong>Örnek Etkinlik:</strong> Bu ayda derslerde öğrencilerle birlikte etkinlik olarak meyve salatası veya ayran yapılabilir. En sağlıklı yemek yarışması düzenlenebilir.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/mart-ulusal-beslenme-ayi/fotograf-17/' title='fotograf'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/fotograf11-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="fotograf" title="fotograf" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mart-ulusal-beslenme-ayi/mart/' title='mart'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/mart-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="mart" title="mart" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/mart-ulusal-beslenme-ayi/sebze-beslenme/' title='sebze beslenme'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/sebze-beslenme-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="sebze beslenme" title="sebze beslenme" /></a>

<p><em><strong>Tetra İletişim, 2011 yılında Doğa Koleji için &#8220;Tarım Ders Kitabı&#8221; (ISBN: 978-605-4524-76-1) hazırladı. Kitap, Ayfer Erdem Batı, Prof. Dr. Rahim Anşin, Ziraat Yük. Müh. Tolga Özdemir, Peyzaj Mimarı Suzan Saygılı, Ziraat Tek. Merve Tombul ve Vecdi Erbay&#8217;dan oluşan bir ekip tarafından kaleme alındı. Kitabın redaksiyonuysa Ayşen Türkmen, Vecdi Erbay ve Ersin Toker tarafından yapıldı. Didem İncesağır ise kitabın grafik tasarım ve uygulamasını gerçekleştirdi. &#8220;Mart: Ulusal Beslenme Ayı&#8221; adlı konu, kitabın 185. sayfasında yer alıyor. </strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/balikcilik/" title="Balıkçılık">Balıkçılık</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/27-eylul-dunya-sut-gunu/" title="27 Eylül: Dünya Süt Günü">27 Eylül: Dünya Süt Günü</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/" title="Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;">Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/halkla-iliskiler-ve-betul-mardinin-gencler-mektubu/" title="Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu">Halkla ilişkiler ve Betül Mardin&#8217;in gençlere mektubu</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/semih-sayginer-ne-yapacaksiniz-kendiniz-icin-yapin/" title="Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın">Semih Saygıner: Ne yapacaksınız kendiniz için yapın</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/beyazit-ozturk-yeteneklerinizi-fark-edin/" title="Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin">Beyazıt Öztürk: Yeteneklerinizi fark edin</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/mujdat-gezen-kendinle-yarisirsan-hep-birinci-gelirsin/" title="Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin">Müjdat Gezen: Kendinle yarışırsan hep birinci gelirsin</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/mart-ulusal-beslenme-ayi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>27 Eylül: Dünya Süt Günü</title>
		<link>http://tetrailetisim.com/27-eylul-dunya-sut-gunu/</link>
		<comments>http://tetrailetisim.com/27-eylul-dunya-sut-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 11:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[27 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Koleji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Süt Günü]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[süt ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tetrailetisim.com/?p=7026</guid>
		<description><![CDATA[Beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarlarda düzenli olarak alınmasıdır. Enerji ve besin öğeleri ihtiyaçlarının karşılanmasında en önemli besin gruplarından biri süt ve süt ürünleridir. Süt ve süt ürünlerinin yeterli miktarlarda tüketimi özellikle büyüme ve gelişmenin hızı olduğu okul çağı çocukları başta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarlarda düzenli olarak alınmasıdır. Enerji ve besin öğeleri ihtiyaçlarının karşılanmasında en önemli besin gruplarından biri süt ve süt ürünleridir. Süt ve süt ürünlerinin yeterli miktarlarda tüketimi özellikle büyüme ve gelişmenin hızı olduğu okul çağı çocukları başta olmak üzere her yaş grubu için büyük önem taşır. Ancak yapılan araştırmalar ülkemizde bu besin grubunun tüketim düzeyinin önerilen miktarların çok altında olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Bu sebeplerden dolayı süt ve süt ürünlerinin tüketiminin teşvik edilmesi ve bu konuda bir toplum bilincinin oluşturulması amacıyla dünyada her yıl 27 Eylül Dünya Okul Süt Günü olarak kutlanır.</p>
<p><strong>Sütün faydaları</strong></p>
<p><strong>*</strong>  Sindirim sistemini düzene sokar.</p>
<p><strong>*</strong>  Büyüme ve gelişmeyi destekler.</p>
<p><strong>*</strong>  Dişleri korur ve çürükleri önler.</p>
<p><strong>*</strong>  Hücre ve doku oluşumunda rol alır.</p>
<p><strong>*</strong>  Saç ve tırnak oluşumunda etkilidir.</p>
<p><strong>*</strong>  Yaraların çabuk kapanmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>*</strong>  Beynin gelişiminde ve çalışmasında faydalıdı›r.</p>
<p><strong>*</strong>  Hücreleri onarır. Kemikleri sertleştirir.</p>
<p><strong>*</strong>  Bağışıklık sistemini güçlendirir.</p>
<p>Hızlı büyüme ve gelişme nedeni ile okul çağı çocukların pek çok besin ögesine olan gereksinimi, hayatın diğer dönemlerine oranla daha fazladır. Bu dönemde çocukların doğru beslenme alışkanlıkları kazanması ile yeterli ve dengeli beslenmeleri önem gösterir. Öğrencilere temel beslenme bilgilerinin verilmesi, öğrenilen bilgilerin davranışa dönüştürülmesi, yanlış beslenme alışkanlıklarına zamanında müdahale edilmesi gerekir. Beslenme davranışları ile örnek olma konusunda ailelere, sağlık personeline ve öğretmenlere de önemli sorumluluklar düşer.</p>
<p><strong>Örnek Etkinlik:</strong> Dünya süt gününde etkinlik olarak , öğrencilerle süt sağımı yapılır. Sütten yoğurt , sütlaç ya da meyveli süt gibi ürünler uygulamalı olarak gerçekleştirilir.</p>

<a href='http://tetrailetisim.com/27-eylul-dunya-sut-gunu/fotograf-16/' title='fotograf'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/fotograf10-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="fotograf" title="fotograf" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/27-eylul-dunya-sut-gunu/untitled-1-7/' title='Untitled-1'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/Untitled-17-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Untitled-1" title="Untitled-1" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/27-eylul-dunya-sut-gunu/sut/' title='sut'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/sut-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="sut" title="sut" /></a>
<a href='http://tetrailetisim.com/27-eylul-dunya-sut-gunu/milk/' title='milk'><img width="150" height="150" src="http://tetrailetisim.com/wp-content/uploads/2012/02/milk-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="milk" title="milk" /></a>

<p><em><strong>Tetra İletişim, 2011 yılında Doğa Koleji için &#8220;Tarım Ders Kitabı&#8221; (ISBN: 978-605-4524-76-1) hazırladı. Kitap, Ayfer Erdem Batı, Prof. Dr. Rahim Anşin, Ziraat Yük. Müh. Tolga Özdemir, Peyzaj Mimarı Suzan Saygılı, Ziraat Tek. Merve Tombul ve Vecdi Erbay&#8217;dan oluşan bir ekip tarafından kaleme alındı. Kitabın redaksiyonuysa Ayşen Türkmen, Vecdi Erbay ve Ersin Toker tarafından yapıldı. Didem İncesağır ise kitabın grafik tasarım ve uygulamasını gerçekleştirdi. &#8220;27 Eylül: Dünya Süt Günü&#8221; adlı konu, kitabın 188. sayfasında yer alıyor. </strong></em></p>
<h2  class="related_post_title">İlgili Yazılar</h2><ul class="related_post"><li><a href="http://tetrailetisim.com/detoks/" title="Detoks şart">Detoks şart</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/akin-ongor-doganin-felsefesi-cok-etkileyici/" title="Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici">Akın Öngör: Doğa&#8217;nın felsefesi çok etkileyici</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/mart-ulusal-beslenme-ayi/" title="Mart: Ulusal Beslenme Ayı">Mart: Ulusal Beslenme Ayı</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/balikcilik/" title="Balıkçılık">Balıkçılık</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/aricilik/" title="Arıcılık ">Arıcılık </a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/16-ekim-dunya-gida-gunu/" title="16 Ekim: Dünya Gıda Günü">16 Ekim: Dünya Gıda Günü</a></li><li><a href="http://tetrailetisim.com/pazarlama-yag-satarim-bal-satarim/" title="Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;">Pazarlama: Yağ satarım, bal satarım&#8230;</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tetrailetisim.com/27-eylul-dunya-sut-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

