Mahsun Kırmızıgül: Hayatla birlikte akıyorum

Kendisini hayatın içinden bir insan olarak tanımlayan Mahsun Kırmızıgül, sokaktan kopmadığını vurguluyor. Kırmızıgül telif hakları konusunda da öneriler getiriyor.

‘Beyaz Melek’ 2007’nin en fazla gişe hasılatı yapan filmi oldu. Hatta yeni bir yasa önerisine bile vesile oldu. Filmin bu başarısı size ne hissettiriyor?
Sinema sektöründe gişe önemli ama bu film sayesinde çok önemli bir yasal düzenlemeye gidildi. de gişenin dışında bir yasası oluştu. Artık milyonlarca insan evlerinde yaşlılarına bakmak için asgari ücret alacak. Bence bu gelişme filmin başarısının ve gişesinin önüne geçti. Ekip olarak çok duygulandık. Bu yasadan yaralanacak insanlar sanıyorum hayatlarının sonuna kadar ‘Beyaz Melek’e minnet duyacaklar.

Artık müzikte olduğu kadar sinemada da iddialısınız. Hangi alanda kendinizi daha iyi ifade ettiğini düşünüyorsunuz?
İkisi de farklı alanlar. Yapmış olduğum albümlerle, müzikte de kendimi bugüne kadar iyi ifade edebildiğime inanıyorum. Müzik endüstrisinin bugünkü haliyle on yıl önceki hali arasında çok fark var. Eskiden daha memnunduk. Albümlerimiz yüksek satış tirajları elde ediyordu. Bugüne kadar resmi 15 milyon albüm sattım. Ama korsanla 50 milyon olur. Artık hepimiz yaptığımız albümlerden zarar ediyoruz. Yapımcı, aranjör, sanatçı, besteci herkes zor durumda. Müzik sektörü çıkmazda ama sinema öyle değil. Gerçi artık internetten çok hızlı bir şekilde film indiriliyor ama henüz müzik kadar durum kötüleşmedi. Sinema benim için şu anda daha cazip. Sinema benim içimde büyüttüğüm bir aşktı, bir canavardı. Bunu insanlarla paylaşıp biraz rahatladım aslında.

Sinemaya geçişiniz de sadece kamera önüne geçerek değil işin mutfağına girerek oldu. Yönetmenliğin yanı sıra senaryoyu da üstlendiniz. Anlatmaya çalıştığınız bir derdiniz var temelde. Nedir bu?
Ben yaptığım işin her karesinde her milimetresinde olmak isterim. Albüm yaparken de böyleyim. Söz yazarım, beste yaparım, aranjörlük yapar, kendim söylerim. Sinema da böyle oldu. Ben çok hiperaktif bir insanım. Televizyonlarda kendini kasan bir adamım ama günlük hayatta öyle değilim. Ama bu kimseye güvenmediğim için her şeyi kendim üstlendiğim anlamına gelmiyor. Bir işi düşünmeye başladığım andan itibaren kafamda bir şeyler şekilleniyor. İster istemez kafamdakini gerçekleştirmek için de her adımda kendim yer alıyorum. Burada önemli olan başarılı olmaktı. Olmasaydım bir daha yapmaya kalkmazdım.

Başka senaryolarınız var mı hali hazırda?
Var, benim küçük küçük öykülerim. ‘Beyaz Melek’ de bunlardan biriydi. Yarın ne olur bilmiyorum. Bakalım.

Albümlerinizin adları (‘Alem Buysa Kral Benim’, ‘Yıkılmadım Ayaktayım’) kendi dönemlerinde sokak diline damgasını vurmuştu. Bunları nasıl buluyorsunuz?
Aslında sokakla birlikte yaşamaya başladığınız andan itibaren her şeyi fark ediyorsunuz. Zaten sanatçı toplumun sevdalarını, aşklarını, sorunlarını dile getirendir. İyi bir gözlemciyseniz bunu yaptığınız işlere yansıtabilirsiniz. Hayatla birlikte akıyorsanız o sloganları da hayatın içinden çekip bir yerlere koyuyorsunuz. Ama sırf sokak dilinde bir şey söylemek amacıyla ucuz iş yapmak değil bu. Zaten onları halk benimsemiyor ve çalışmalar değer görmüyor.

Peki hala ‘hayatla akıyor musunuz?’ Sokaktan kopmadınız mı?
Hayır ben devamlı gezerim. Benim uç noktalarda arkadaşlarım yok. Hepsi hayatın içinden. Öyle hayattan kopuk, içine dönük insanlar değil. Günümüzde insanlar internetten sonra iyice eve kapandı.

İstanbul’a ilk geldiğinizde önce piyasaya girip sonra konservatuvara yazıldınız. Buna nasıl karar verdiniz?
Benim 1993 yılından önce yaptığım 6 -7 albüm var. Ama nota öğrenmem gerekiyordu. Yoksa şan derslerinden falan haberim yoktu. Kendi yaptığım eserleri yazmak ve armoni bilgisi için konservatuvara girdim.

‘Beyaz Melek’de Zazaca konuşmalar var. Bu bir adım mıydı? Albümleriniz de de Zazaca şarkı söylemeyi düşünüyor musunuz?
Müzik alanında bazı insanlar geniş kitlelere ulaşmayı istemez, tek bir kitleyi hedef alırlar, fazla popüler olmayı sevmezler. Bazıları da olabildiğince geniş kitlelere yayılırlar. Sinemada da böyle, popüler sinema ve sanatsal sinema diye benim de sonradan öğrendiğim bir ayırım var. Ama aslında tek bir kitleye yönelmek gerçekçi değil. Herkes daha fazla insana ulaşabilmeyi ister. Çünkü bir amaç uğruna bu işleri yapıyoruz.

Yani ‘Zazaca yaparsam küçük bir kitleye hitap edebilirim sadece’ mi diyorsunuz?
Ben Zazaca ve Kürtçe’ye 1993 yılından sonra daha farklı bakmaya başladım. Zazaca çok iyi biliyorum, okuyabiliyorum ama Kürtçe çok iyi konuşamıyorum. Çok iyi Kürtçe okuyan sanatçılar var. Onlara ayıp etmiş oluruz biz okursak. Çünkü onlar bu işin ozanları ve çok iyi yapıyorlar. Üç beş tane bildiğim eser var ama Kürtçe okumam için yeterli değil. Zazaca okurum çünkü benim annemin babamın konuştuğu dil. Ama çok büyük bir repertuvar yok.

Benim bildiğim Zazaca ve Kırmençi vardır. Sizin ayırımınız biraz farklı…
Yok yok, siz ona bakmayın. Zazaca ve Kürtçe var, iki farklı dil olarak.

Anneniz ilk olarak ‘Beyaz Melek’i seyretmeye sinemaya gitmiş öyle mi?
Evet çok heyecanlandı. Koltuktan düşüyordu neredeyse…(Gülüyor)

Mayıs ayında yeni bir albüm çıkarmayı planlıyorsunuz sanırım?
Yetiştirebilirsem evet… Aslında biraz daha ilerlememiz lazım. Maalesef müzikte birlik var ama bizler ne istediğimizi bilmiyoruz bence. Meslek birliklerinin çalışmaları var ama yeterli değil. Müzisyenlerin el ele verip, mecliste türkü söyleyerek değil eylem yaparak konuşması gerekiyor. Bir örnek vereceğim; yurtdışından alınan telefonlarla ilgili olarak telefoncular bir bastırdılar, yasayı çıkardılar. Yurtdışından gelen bütün telefonlar kayıt altına alındı. Ama bu telefonların hepsinde mp3 çalar var ve biz hiçbirinden bir para alamıyoruz. Satılan her bilgisayar, her cep telefonu, her i-pod, her mp3 player’dan bir pay almamız gerekiyor. Ben Türk Telekom’u takip ediyorum. TTnet’ten şimdi şarkı indirilecek de, ADSL abonesinden para kesilecek de… Türk Telekom her aboneden alacağı paranın % 10’unu müzik sektörüne aktarmalı. Sadece ADSL kullanıcısı ile olmaz. Tüm telefon abonelerinden alınmalı. Gidip Bakanlar Kurulu’na konuşmak lazım. Ağlamakla olmuyor bu iş. Ben yönetimde bulunan arkadaşları pasif buluyorum kusura bakmasınlar. Sanatçı arkadaşlar evde, ofiste oturacağına, Sezen Aksu evde oturacağına, Tarkan albüm yapacağına ve hiç satmayacağına, bence on sanatçı bir oturma eylemi yapalım bak gör! Türk Telekom’dan istenmeli bu para, isteyemiyorlar.

Siz meslek birliklerinde aktif bir rol almayı düşünüyor musunuz?
Asıl sorun meslek birlikleri arasındaki bölünmüşlük. Bir meslek birliğinden rahatsızlık duyan, diğer meslek birliğine giriyor. Ben yıllardır ilk üye olduğum birlikteyim. Meslek birlikleri olarak hatalarımız oldu. İki farklı meslek birliği olduğu için çok vakit kaybettik. Ortak menfaatlerimizi bir kenara bırakıp didiştik.

Sizin yeni albümü geciktirmenizin nedeni korsana karşı yeterli bir önlem alınamaması mı?
‘Sarı Sarı’ albümünü çıkartmak için 4 sene yasanın çıkmasını bekledim. Yasa çıktı ben albümü yayınladım, yine korsana çarptık. Yasalar çıktı ama uygulanamıyor.

Müzik sektörünü önümüzdeki yıllarda neler bekliyor sizce?
Satışlar ne Türkiye’de ne dünyada hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak.

‘Beyaz Melek’ müziğiyle de başarılı oldu. Film müzikleri konusunda büyük bir arşive sahip olduğunuzu ve bu konuya meraklı olduğunuz biliyoruz. ‘Beyaz Melek’in müziklerini nasıl hazırladınız?
Senaryoyu yazarken müzikleri de düşündüm. Filmin her karesini ince ince hesapladım. Bazı sahnelerde örneğin cirit sahnesinde önce müzikleri hazırladım sonra sahneyi çektim. Bu şekilde hazırlanan çok az film müziği var Türkiye’de.

Sinema benim için şu anda daha cazip. Sinema benim içimde büyüttüğüm bir aşktı, bir canavardı. Bunu insanlarla paylaşıp biraz rahatladım aslında.

Mahsun Kırmızıgül’le yapılan bu söyleşi, Tetra İletişim tarafından, Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) için üretilen “Mesam Vizyon” dergisinin 8. sayısında (Mart – Nisan 2008) yer aldı. Esra Okutan tarafından gerçekleştirilen söyleşinin fotoğraflarını Sinan Kesgin çekti. Sayfa tasarımı ve uygulaması Didem İncesağır tarafından yapıldı.

İlgili Yazılar

This entry was posted on Salı, Ocak 24th, 2012 at 15:36 and is filed under Üretilmiş içerikler. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed or trackback from your own site. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak

Kullanabileceğiniz HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>